Basın Dairesi Başkanı Balıkesirli Mutlu Tanrıkulu bugün yaptığı açıklama ile istifa etti.
Kurumu ve Başkan Ahmet Akın'ı korumak adına aldığı istifa kararını duyuran Tanrıkulu'na destek çığ gibi artıyor.
Herkes dilinin döndüğünce bişeyler diyor.
Ama en çok hoşuma giden Doğan Doğan'ın kaleme aldığı bu yazı oldu.
İşte meslektaşımın kaleminden akan o cümleler;
"Mutlu Tanrıkulu, bu şehirde yalnızca bir daire başkanı değil; basınla belediye arasında köprü kurmaya çalışan, yıpratıcı bir görevin yükünü omuzlayan, birçok kişinin gönlünde karşılığı olan bir isimdir.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı yapmak, dışarıdan bakıldığı gibi kolay bir görev değildir. Hatta açıkça söylemek gerekir ki, birçok daire başkanlığından çok daha ağır, çok daha riskli ve çok daha yıpratıcı bir sorumluluktur.
Çünkü basın dünyasında herkesi memnun etmek neredeyse imkânsızdır.
Bu sektörün içinde yıllarını mesleğe vermiş, saygınlığını koruyan, mütevazı, emeğiyle ayakta duran insanlar olduğu gibi; sesi çok çıkan, sürekli daha fazlasını isteyen, hakkaniyetten çok beklentiyle hareket eden isimler de vardır.
Basın Daire Başkanı ise tam da bu dengelerin ortasında kalır.
Bir yandan belediyenin kurumsal itibarını korumaya çalışır, bir yandan basınla ilişkileri yürütür, bir yandan da ayrılan destek bütçesiyle mümkün olduğunca adil bir denge kurmaya uğraşır. Ama ne yapılırsa yapılsın, memnun olmayan bir kesim mutlaka çıkar.
Basına verilen desteklerin de rastgele dağıtılmadığını herkes bilir. Bunun BİK üzerinden yürüyen kriterleri, okunurluk oranları, dijital erişim verileri, site trafiği ve ölçülebilir karşılıkları vardır. Bugün basit analizlerle birçok internet sitesinin günlük 50-100 kişi tarafından ziyaret edildiği; bazı yayın kuruluşlarının ise binlerce kişiye ulaştığı rahatlıkla görülebiliyor.
Sorun da tam burada başlıyor.
Erişimi çok düşük olan yayınlara yüksek bedeller ödendiğinde, yarın Sayıştay denetiminde “Bu yayının takipçisi yok, neden ödeme yaptınız?” sorusu gündeme gelebiliyor. Bu tür işlemler tenkit konusu olabildiği gibi, kimi zaman daha ağır idari sorumluluklar da doğurabiliyor.
Geçmişte az takipçili yayınlara, başkan veya üst yönetim onayıyla yüksek ödemeler yapıldığına da bu şehir defalarca tanık oldu. Ama işin sonunda çoğu zaman günah keçisi yine Basın Daire Başkanı ilan edildi.
Peki gerçekten Basın Daire Başkanı’nın etkisi ve yetkisi nedir?
Çoğu zaman yaptığı şey; temsil ettiği makamın saygınlığına gölge düşmemesi için ilişkileri yönetmek, krizleri yumuşatmak, kırgınlıkları azaltmak, eleştirileri absorbe etmek ve kurumu korumaya çalışmaktır.
Buna rağmen hep potanın ağzında olan da odur.
Ne hacıya yaranabilir ne hocaya!
İstenen yüksek bedeller ödenmezse tepki ona yönelir. Ödeme yapılırsa bu kez hesabı yine ondan sorulur. Belediye içinde başka birimlerin eksikleri, ihmalleri, gecikmeleri ve iletişim boşlukları ortaya çıktığında da kamuoyunun karşısında çoğu kez Basın Dairesi kalır.
Bugün Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde birçok genel sekreter yardımcısının, daire başkanının ya da müdürün adı kamuoyu tarafından bilinmez. Ama Mutlu Tanrıkulu’nun adı bilinir. Çünkü sahada iletişim kuran, sorunları dinleyen, kendisine ait olmayan meseleleri bile kendi sorumluluğu gibi görüp çözmeye çalışan isim odur.
Mutlu Başkan, uzun yıllar yaşadığı mağduriyetlerin ardından Balıkesir basınının sevdiği bir isim olarak hak ettiği bir göreve geldi. Ancak geldiği makam, sanıldığı gibi rahat bir makam değil; her gün eleştirinin, beklentinin, baskının ve kırgınlığın tam ortasında duran bir makamdır.
Bugün duyduğumuz istifa, yalnızca kişisel bir karar olarak görülmemelidir. Bu istifa, aynı zamanda bir haksızlığın, bir yıpranmışlığın ve yanlış yere yönelen tepkilerin sonucudur.
Basınla uğraşmak her babayiğidin harcı değildir.
Çünkü basın, kendi içinde dengeleri zor, beklentileri yüksek, memnuniyeti sınırlı, eleştirisi sert bir meslek grubudur. Böyle bir alanı yönetmek için yalnızca makam yetmez; sabır, tecrübe, insan ilişkisi, kriz yönetimi ve güçlü bir duruş gerekir.
Mutlu Tanrıkulu bu yükü taşıyan isimlerden biridir.
Elbette sorunlar vardır. Elbette eksikler konuşulabilir. Elbette belediyenin basınla ilişkileri daha şeffaf, daha ölçülebilir ve daha adil bir zemine oturtulmalıdır. Ancak çözüm, bir kişiyi harcamak değildir.
Çözüm; sistemi düzeltmek, kriterleri netleştirmek, kurum içindeki iletişim kopukluklarını gidermek ve emeği olan insana sahip çıkmaktır.
Bugün yapılması gereken, Mutlu Tanrıkulu’nu yalnız bırakmak değil; onu bu istifaya götüren nedenleri ortadan kaldırmaktır.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde basın yükünü omuzlayan, kurumun itibarını korumaya çalışan, birçok sorunu kendi meselesi gibi sahiplenen Mutlu Başkan’ın görevine devam etmesi, hem belediye hem de Balıkesir basını açısından daha doğru bir adım olacaktır.
Çünkü bazı insanlar makamla değer kazanmaz.
Bazı insanlar makama değer katar.
Mutlu Başkan da bu isimlerden biridir."