Mizah,hiciv,espri..
Sözle veya çizgiyle ..
Ne derseniz deyin..
Gülünür be arkadaş..
Hatta katıla,katıla gülünür..
Hele gülerken düşünmek..
Ya’da..
Güldürürken düşündürmek..
Ustalıkta burda ya zaten..
Mizah ;insan var olduğu sürece..
Hiciv,espri keza..
Hepsi “düşünen insanın” eseri değil mi?.
İktidarları, muhalefeti,siyasi figürleri hedef alan mizahlar..
Geniş kitlelerin hep ilgi odağı değil mi?..
Dünyada böyledir..
Mizahı,hicivi,espriyi tutsak edemezsinki..
Düşünen insan her yerde özgürdür.
Kısıtlamalar,yasaklar olsada..
**
İkinci Abdülhamit mizaha sansür uyguladığında..
Bazı kelimeleri yasakladıda n’oldu?..
Mesela..
Metinlerden “Cumhuriyet” kelimesini ,”Anayasa” kelimesini çıkardılarda n’oldu?..
Kırklı yıllarda mesela..
Meşhur mizah dergileri vardı..
“Marko paşa” dergisi kapatılırken yerine “Malum Paşa” çıkmış …
O kapatılınca “Merhum Paşa” çıkmış..
O kapatılınca “Yedi sekiz Paşa” çıkmış..
Kapattında n’oldu?..
Mizah,hiciv,espri bitti mi?..
İnsan var oldukça,düşündükçe bitmez.
Bitti.
Nokta.
Hadi sen anlat derdini Marko Paşa’ya..
**
Tarih boyunca halkın tebessümüne,gülmesine..
Gülerken eleştirel düşünmesine..
Hatta eleştirilenlerin bile hoş görüsüne..
Kendilerine gülmelerine yol açarken..
Halkın üzerinde kızgınlık yerine sempati..
Eleştirilenlerde ise empati..
Yarattığı bir vakadır.
Hep tanık olduk bunlara..
**
Altmış yıl önce..
Tiyatromuzun büyük ustası..
Muammer Karaca usta..
“Ednan bey duymasın”ı sahnede oynarken…
Başbakan Adnan Menderes’i bile kıs,kıs güldürürken..
Levent Kırca usta..
Başbakan Demirel’i sahnede hedef alırken..
Ve’de ağır biçimde eleştirirken..
Demirel’inde bizzat oyunu izlemeye gelerek halkla birlikte kendisine gülerken..
Erbakan ın Türkeş’in,Ecevit’in,Erdal İnönü’nün..
Zamanın karikatür sanatçılarınca ..
Çizgiyle eleştirilmelerine mesela..
Nasıl engin bir hoş görüyle yaklaştıkları ,imzalı karikatürlerini sanatçılardan rica ettikleri
hep malumumuzdur.
**
60’dan 2000’e kadar ..
Türkiye’de siyasetçilere yönelik mizah,hiciv,espritüel yaklaşım ..
Gülmece nin ayrılmaz bir parçasıydı ..
Hatta siyasetin sert ama anlayışla karşılanan bir geleneği idi..
Oynayanların,çizenlerin hiç birisinin “acaba” diye bir düşüncesi yoktu..
Eleştirilenlerinde ..
O düşünceyi tetikleyecek bir düşüncesi yoktu..
**
O halde..
**
Bugün geldiğimiz noktada,
yaşadığımız coğrafyada..
Yazarların,çizerlerin,sanatçıların,oyuncuların..
“Acaba?.” diye düşünmeleri mi gerekir?..
**
Ya’da..
Bir karikatüre bakarken..
Bir tiyatro oyununu izlerken..
Bir performans seyrederken..
Elimizle ağzımızı kapatarak mı gülmek zorundayız acaba diye düşünmemiz mi gerekir?..
**
Hiç birisi!..
**
Gülmekte,güldürmekte ..
Yazmakta,çizmekte..
Memleketimin tüm insanlarının hakkıdır.
Anayasamızın 26.maddesinin 1.fıkrası ne diyor?.
“Herkes düşünce ve kanaatlerini söz,yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma özgürlüğüne sahiptir.Bu hürriyet resmî makamların müdahelesi olmaksızın haber veya fikir almak yada vermek serbesliğinide kapsar”
**
Bitti.
Nokta.