Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ramazan Aydın
Köşe Yazarı
Ramazan Aydın
 

BALIKESİR SÜPER LİGE ÇIKAR MI?

Köylerden kentlere gelip de köydeki gibi yaşamaya çalışmak olmaz! Köy hayatının kendine göre icapları ve ihtiyaçları ve bunlara göre şekillenmiş toplumsal kuralları vardır. Köylerde, insanlar arasındaki ilişkiler de yine, köy hayatının gerektirdiği işlere göre şekillenir, mevsimlere göre farklılık gösterir. BALIKESİR’İN DEMOGRAFİK AÇMAZI Köy nüfusunun başlıca işleri mera, tarla, bağ-bahçe, büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvancılığı merkezlidir. Halbuki, şehirlerde bu işlerin hiçbiri söz konusu olmadığı gibi, şehir hayatının iş ve mesleki meşguliyetleri de köy hayatında yoktur! Toplumsal kurallar, örf, adet ve gelenekler, insanların yaşamlarını sürdürmek için zorunlu oldukları ve süreklilik arz eden işlere göre şekilleniyor. Bu sebeple, nasıl ki, şehirden köye giden bir insan hayatını tamamen şehirdeki gibi sürdürmesi mümkün olmazsa, aslında köylerden şehirlere gelenlerin de yaşam biçimleri bakımından değişmeleri gerekiyor. Ama, elbette bu, hiç de kolay bir iş değildir. BALIKESİR MERKEZDE, HER 7 KİŞİDEN 6’SI KÖY KÖKENLİ Şehir nüfusu içinde, köyden gelenlerin oranı az olduğunda, birkaç nesil sonra bu insanlar, büyük ölçüde kentlileşebiliyorlar. Ancak, köyden gelenlerin oranı yükseldikçe, kentlileşme düzeyleri yavaşlamaya başlıyor ve bir noktadan sonra kent insanlarını köylüleştirmeye başlıyorlar. Balıkesir’in, il olarak dışarıdan aldığı göç, belli başlı büyük şehirlere kıyasla oldukça düşüktür. Ancak, il merkezimizin, kendi kırsalından aldığı göç, fevkalade yüksektir. Öyle ki, 2005 yılında, kent merkez nüfusunun yaklaşık %85’i köy kökenliydi. Bugün de durumun, bu orana yakın olduğu düşünülebilir ve bu hiç de yanlış olmaz. Şehre gelenlerin köyleri yakın olduğundan, bu insanlarımızın bir ayakları sürekli köylerinde oluyor. Böyle olunca da, herkes kendi köy hayatının sosyal unsurlarını kent merkezine taşımaya devam ediyorlar ve nesiller boyunca kendileri kentlileşemedikleri gibi, kent kökenli olanları da adeta köylüleştiriyorlar. KENTTE KÖY HAYATI YAŞAMAK OLMAZ! Kendi kırsalından bu derece yoğun göç alan şehirlerde, kent hayatına uyum sağlamaktan çok, köylü olarak kalmaya dönük yeni yaşam formları ortaya çıkıyor. Bu ise, daha önce sosyolojide tanımlanan ve esasen geldikleri yerlerle olan ilişkileri hayli zayıflamış insanların meydana getirdikleri “gecekondu” ve “varoş kültürü” gibi oluşumlardan çok farklıdır! Çok büyük çoğunluğu, yaşadıkları kente uzak sayılacak yerlerden gelip yerleşmiş olan gecekondu ve varoş insanlarının (her yıl ya da birkaç yılda bir gidip-gelmenin haricinde), gündelik ve sürekli olarak bir ayakları geldikleri yerde olmadığından, köy yaşam biçimlerini şehre taşımaları son derece zayıf bir olgudur. Halbuki, yakın köylerden kent merkezine taşınan yaşam biçimleri kent merkezileri üzerinde oldukça güçlü bir baskı oluşturuyor. KÖYLÜLÜK, KENTLİLİĞİ EZİYOR Maalesef, kent hayatını büyük ölçüde deforme eden, yakın kırsal kesimin bu baskısına karşı, kadim kentli nüfusun yapabileceği pek bir şey yoktur. Nitekim, kadim kentli nüfus çareyi, çoğu zaman o şehri terk etmekte buluyor. Böylece kentler, kendi aralarında homojen olmayan, farklı köylerden gelen insanların, kendi yaşam biçimlerini öne çıkardıkları, bir kültürel ve ekonomik mücadele alanına dönüyor. Zamanla büyük kısmı köy kökenlilerin oluşturacağı kent esnafı, ticari faaliyetlerini, köy yaşam biçimine dayanan taleplere göre şekillendiriyor. İldeki oy potansiyelinin büyük bölümü kent merkezinde olduğu için, yerel siyasetçiler de, kaçınılmaz olarak, “kentlerde köy kafası ile yaşamakta olan” bu inanların anlayışlarına teslim oluyor. “BALIKESİR, ALTINOLUK’UN NERESİNDE?” Bu durum, Balıkesir gibi, oldukça zengin coğrafi şartlara ve imkanlara sahip olan bir şehirde, çok olumsuz sonuçlar doğuruyor. Bir kere, dışarıdan Balıkesir’e gelen herkes, her şeyden önce, burada bir “şehir havası”nın olmadığını görüyor ve Balıkesir kent merkezindeki bu ilginç toplumsal yapıyı algılamakta zorlanıyor. Diğer taraftan, coğrafi şartların getirdiği zenginlikler köylülükle birleştiğinde, herkeste “azıcık aşım, ağrısız başım” anlayışı gelişiyor. Bu iki etkinin getirdiği sonuç ise, o şehirdeki toplumsal hayatın, çağın (“gerisinde kalması” değil) gerisine kaymasıdır. Günümüzde Balıkesir toplumsal hayatı, maalesef 1970’li yılların çok, ama gerçekten çok gerisindedir. O yıllarda, ülke genelinde “Balıkesir” denen güçlü bir şehir algısı ve imajı vardı. Şimdi ise, insanlar bazı ilçelerimizi (ve hatta beldeleri) Balıkesir’den çok daha fazla tanıyorlar ve mesela, “Balıkesir Altınoluk’un neresinde?” gibi, ilginç sorular sorabiliyorlar! DIŞARIDA BİLİNEN, MEŞHUR OLAN NEYİMİZ VAR? Balıkesirliler olarak, dışarıya bir yere giderken hediye olarak götürebileceğimiz, “Yağcıbedir (doğrusu “Yaycıbedir” olmalı) halısı” haricinde, bize mahsus meşhur olan hiçbir ürünümüz, neredeyse yok gibidir. Herhangi bir sebeple dışarıdan gelen misafirlerimize takdim edebileceğimiz, ülke genelinde adı bilinen, buraya mahsus ürünümüz de yok! Böylesine zengin bir coğrafyada, kişi başına düşen banka mevduatı bakımından her yıl ülke genelinde ilk üçe giren (hatta, çoğu zaman “ilk sırada” olan) bir şehirde, bu derece “fakir” bir hayatın yaşanabiliyor olması ise, kimsenin anlayabileceği bir durum değildir. Ki üstelik, “genel eğitim düzeyi” bakımından, Balıkesir fevkalade iyi bir konumda olduğu halde, toplumsal hayat biçiminde, hiçbir zenginlik emaresi görülmüyor! ÜÇÜNCÜ-BEŞİNCİ SINIF ANLAYIŞLA, “BİRİNCİ SINIF” HAYAT OLMAZ! Bu ve benzeri durumlar, ülkenin büyük yatırımcı firmalarının Balıkesir’i tercih etmelerini engelliyor. Bugün Balıkesirliler olarak en önemli sorunumuz işsizliktir. Yetişen gençlerimize Balıkesir’de iş bulmak imkânsız denecek kadar zordur. Öte yandan, ilimizde maalesef, “A sınıfı” diyebileceğimiz, tek bir tane olsun, bilinen bir otel, lokanta, giyim mağazası, hastane, sinema, tiyatro, konser salonu vb (ve hatta meslek ve siyaset adamlarımız da) yoktur! Acaba neden? Bu sorunun cevabını Balıkesirliler olarak biz kendimiz bulmak zorundayız. Biz “bu soruya doğru bir cevap ve bu durumdan bir çıkış yolu” bulamadığımızda, dışarıdan gelenler, bizim coğrafyamızın imkanları ve bizim insanlarımızın emekleri ile âbâd olmaya, ama biz fakir kalmaya devam ederiz. Tüm dünyada onbinlerce şubesi bulunan McDonald’s, yıllar önce, bir tek Balıkesir’de, açtığı şubesini kapatma kararı almıştır! Yaylada AVM’nin açılacağı 2007 yılında, McDonald’s-Türkiye, kendilerine yapılan çok ehven bir teklifi ve daveti reddetmişti. Dünya ve Türkiye genelinde franchise olarak faaliyet gösteren zincir firmaların Balıkesir şubelerindeki ürün ve hizmet kaliteleri, çoğu zaman, diğer şubelere kıyasla çok daha alt düzeylerdedir. Bu durumu, sık sık yapmakta olduğumuz seyahatlerde maalesef sürekli müşahede etmekteyiz. ÇIKIŞ YOLUNU KENDİMİZ BULMAK ZORUNDAYIZ Balıkesir ve Balıkesirliler olarak, önce ülke içinde ve sonra da ülke dışında var olmamız gerekiyor. Bunun için yeterli imkanlarımız ve insan sermayemiz vardır. Sadece kendimize değil, çevremize de bakışımızı değiştirmemiz, çok daha zengin ve çok daha üretken yaşam formları geliştirmemiz, kısacası, Balıkesirliler olarak köylülükten sıyrılıp, süper lige çıkmamız lazım. Ama bu, kentte köy hayatı yaşayarak olacak bir iş değildir! Köylerde “köylü”, kentlerde ise “kentli” olmamız gerektiğini anlamak zorundayız. Aksi taktirde, Balıkesirliler olarak, başkalarının kuyruğunda dolaşmaktan kurtulamayız.
Ekleme Tarihi: 29 Ağustos 2021 - Pazar

BALIKESİR SÜPER LİGE ÇIKAR MI?

Köylerden kentlere gelip de köydeki gibi yaşamaya çalışmak olmaz! Köy hayatının kendine göre icapları ve ihtiyaçları ve bunlara göre şekillenmiş toplumsal kuralları vardır. Köylerde, insanlar arasındaki ilişkiler de yine, köy hayatının gerektirdiği işlere göre şekillenir, mevsimlere göre farklılık gösterir. BALIKESİR’İN DEMOGRAFİK AÇMAZI Köy nüfusunun başlıca işleri mera, tarla, bağ-bahçe, büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvancılığı merkezlidir. Halbuki, şehirlerde bu işlerin hiçbiri söz konusu olmadığı gibi, şehir hayatının iş ve mesleki meşguliyetleri de köy hayatında yoktur! Toplumsal kurallar, örf, adet ve gelenekler, insanların yaşamlarını sürdürmek için zorunlu oldukları ve süreklilik arz eden işlere göre şekilleniyor. Bu sebeple, nasıl ki, şehirden köye giden bir insan hayatını tamamen şehirdeki gibi sürdürmesi mümkün olmazsa, aslında köylerden şehirlere gelenlerin de yaşam biçimleri bakımından değişmeleri gerekiyor. Ama, elbette bu, hiç de kolay bir iş değildir. BALIKESİR MERKEZDE, HER 7 KİŞİDEN 6’SI KÖY KÖKENLİ Şehir nüfusu içinde, köyden gelenlerin oranı az olduğunda, birkaç nesil sonra bu insanlar, büyük ölçüde kentlileşebiliyorlar. Ancak, köyden gelenlerin oranı yükseldikçe, kentlileşme düzeyleri yavaşlamaya başlıyor ve bir noktadan sonra kent insanlarını köylüleştirmeye başlıyorlar. Balıkesir’in, il olarak dışarıdan aldığı göç, belli başlı büyük şehirlere kıyasla oldukça düşüktür. Ancak, il merkezimizin, kendi kırsalından aldığı göç, fevkalade yüksektir. Öyle ki, 2005 yılında, kent merkez nüfusunun yaklaşık %85’i köy kökenliydi. Bugün de durumun, bu orana yakın olduğu düşünülebilir ve bu hiç de yanlış olmaz. Şehre gelenlerin köyleri yakın olduğundan, bu insanlarımızın bir ayakları sürekli köylerinde oluyor. Böyle olunca da, herkes kendi köy hayatının sosyal unsurlarını kent merkezine taşımaya devam ediyorlar ve nesiller boyunca kendileri kentlileşemedikleri gibi, kent kökenli olanları da adeta köylüleştiriyorlar. KENTTE KÖY HAYATI YAŞAMAK OLMAZ! Kendi kırsalından bu derece yoğun göç alan şehirlerde, kent hayatına uyum sağlamaktan çok, köylü olarak kalmaya dönük yeni yaşam formları ortaya çıkıyor. Bu ise, daha önce sosyolojide tanımlanan ve esasen geldikleri yerlerle olan ilişkileri hayli zayıflamış insanların meydana getirdikleri “gecekondu” ve “varoş kültürü” gibi oluşumlardan çok farklıdır! Çok büyük çoğunluğu, yaşadıkları kente uzak sayılacak yerlerden gelip yerleşmiş olan gecekondu ve varoş insanlarının (her yıl ya da birkaç yılda bir gidip-gelmenin haricinde), gündelik ve sürekli olarak bir ayakları geldikleri yerde olmadığından, köy yaşam biçimlerini şehre taşımaları son derece zayıf bir olgudur. Halbuki, yakın köylerden kent merkezine taşınan yaşam biçimleri kent merkezileri üzerinde oldukça güçlü bir baskı oluşturuyor. KÖYLÜLÜK, KENTLİLİĞİ EZİYOR Maalesef, kent hayatını büyük ölçüde deforme eden, yakın kırsal kesimin bu baskısına karşı, kadim kentli nüfusun yapabileceği pek bir şey yoktur. Nitekim, kadim kentli nüfus çareyi, çoğu zaman o şehri terk etmekte buluyor. Böylece kentler, kendi aralarında homojen olmayan, farklı köylerden gelen insanların, kendi yaşam biçimlerini öne çıkardıkları, bir kültürel ve ekonomik mücadele alanına dönüyor. Zamanla büyük kısmı köy kökenlilerin oluşturacağı kent esnafı, ticari faaliyetlerini, köy yaşam biçimine dayanan taleplere göre şekillendiriyor. İldeki oy potansiyelinin büyük bölümü kent merkezinde olduğu için, yerel siyasetçiler de, kaçınılmaz olarak, “kentlerde köy kafası ile yaşamakta olan” bu inanların anlayışlarına teslim oluyor. “BALIKESİR, ALTINOLUK’UN NERESİNDE?” Bu durum, Balıkesir gibi, oldukça zengin coğrafi şartlara ve imkanlara sahip olan bir şehirde, çok olumsuz sonuçlar doğuruyor. Bir kere, dışarıdan Balıkesir’e gelen herkes, her şeyden önce, burada bir “şehir havası”nın olmadığını görüyor ve Balıkesir kent merkezindeki bu ilginç toplumsal yapıyı algılamakta zorlanıyor. Diğer taraftan, coğrafi şartların getirdiği zenginlikler köylülükle birleştiğinde, herkeste “azıcık aşım, ağrısız başım” anlayışı gelişiyor. Bu iki etkinin getirdiği sonuç ise, o şehirdeki toplumsal hayatın, çağın (“gerisinde kalması” değil) gerisine kaymasıdır. Günümüzde Balıkesir toplumsal hayatı, maalesef 1970’li yılların çok, ama gerçekten çok gerisindedir. O yıllarda, ülke genelinde “Balıkesir” denen güçlü bir şehir algısı ve imajı vardı. Şimdi ise, insanlar bazı ilçelerimizi (ve hatta beldeleri) Balıkesir’den çok daha fazla tanıyorlar ve mesela, “Balıkesir Altınoluk’un neresinde?” gibi, ilginç sorular sorabiliyorlar! DIŞARIDA BİLİNEN, MEŞHUR OLAN NEYİMİZ VAR? Balıkesirliler olarak, dışarıya bir yere giderken hediye olarak götürebileceğimiz, “Yağcıbedir (doğrusu “Yaycıbedir” olmalı) halısı” haricinde, bize mahsus meşhur olan hiçbir ürünümüz, neredeyse yok gibidir. Herhangi bir sebeple dışarıdan gelen misafirlerimize takdim edebileceğimiz, ülke genelinde adı bilinen, buraya mahsus ürünümüz de yok! Böylesine zengin bir coğrafyada, kişi başına düşen banka mevduatı bakımından her yıl ülke genelinde ilk üçe giren (hatta, çoğu zaman “ilk sırada” olan) bir şehirde, bu derece “fakir” bir hayatın yaşanabiliyor olması ise, kimsenin anlayabileceği bir durum değildir. Ki üstelik, “genel eğitim düzeyi” bakımından, Balıkesir fevkalade iyi bir konumda olduğu halde, toplumsal hayat biçiminde, hiçbir zenginlik emaresi görülmüyor! ÜÇÜNCÜ-BEŞİNCİ SINIF ANLAYIŞLA, “BİRİNCİ SINIF” HAYAT OLMAZ! Bu ve benzeri durumlar, ülkenin büyük yatırımcı firmalarının Balıkesir’i tercih etmelerini engelliyor. Bugün Balıkesirliler olarak en önemli sorunumuz işsizliktir. Yetişen gençlerimize Balıkesir’de iş bulmak imkânsız denecek kadar zordur. Öte yandan, ilimizde maalesef, “A sınıfı” diyebileceğimiz, tek bir tane olsun, bilinen bir otel, lokanta, giyim mağazası, hastane, sinema, tiyatro, konser salonu vb (ve hatta meslek ve siyaset adamlarımız da) yoktur! Acaba neden? Bu sorunun cevabını Balıkesirliler olarak biz kendimiz bulmak zorundayız. Biz “bu soruya doğru bir cevap ve bu durumdan bir çıkış yolu” bulamadığımızda, dışarıdan gelenler, bizim coğrafyamızın imkanları ve bizim insanlarımızın emekleri ile âbâd olmaya, ama biz fakir kalmaya devam ederiz. Tüm dünyada onbinlerce şubesi bulunan McDonald’s, yıllar önce, bir tek Balıkesir’de, açtığı şubesini kapatma kararı almıştır! Yaylada AVM’nin açılacağı 2007 yılında, McDonald’s-Türkiye, kendilerine yapılan çok ehven bir teklifi ve daveti reddetmişti. Dünya ve Türkiye genelinde franchise olarak faaliyet gösteren zincir firmaların Balıkesir şubelerindeki ürün ve hizmet kaliteleri, çoğu zaman, diğer şubelere kıyasla çok daha alt düzeylerdedir. Bu durumu, sık sık yapmakta olduğumuz seyahatlerde maalesef sürekli müşahede etmekteyiz. ÇIKIŞ YOLUNU KENDİMİZ BULMAK ZORUNDAYIZ Balıkesir ve Balıkesirliler olarak, önce ülke içinde ve sonra da ülke dışında var olmamız gerekiyor. Bunun için yeterli imkanlarımız ve insan sermayemiz vardır. Sadece kendimize değil, çevremize de bakışımızı değiştirmemiz, çok daha zengin ve çok daha üretken yaşam formları geliştirmemiz, kısacası, Balıkesirliler olarak köylülükten sıyrılıp, süper lige çıkmamız lazım. Ama bu, kentte köy hayatı yaşayarak olacak bir iş değildir! Köylerde “köylü”, kentlerde ise “kentli” olmamız gerektiğini anlamak zorundayız. Aksi taktirde, Balıkesirliler olarak, başkalarının kuyruğunda dolaşmaktan kurtulamayız.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve balikesirartihaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.