Ramazan Aydın
Köşe Yazarı
Ramazan Aydın
 

AHMET AKIN, “VEFA” TESTİNİ GEÇMELİ

Herkes gayet iyi bilir ki, Türkiye’de (kim bilir, belki tüm dünyada da) siyaset yapmakta olan insanların yegane ortak vasıfları “vefasızlık” ve bunun doğal sonucu olan “nankörlük”tür. Evrensel ve ulusal siyasi ilkelere ve değerlere bağlı kalmak, siyasetçiler için çoğu zaman imkansızdır. Çünkü siyasetçiler, bulundukları pozisyonlarda (ve sözde kurdukları ittifaklarda bile), sadece ve sadece kişisel çıkarları ile davranmak zorundadırlar. Bu nedenle, öncesinde iyilik ve destek gördükleri insanlara karşı, ilerleyen zamanlarda ve çoğu zaman kendileri dışında “değişen şartlara bağlı olarak”, vefasızlık ve nankörlük yapmaktan başka çıkar yol bulamazlar. Bu konuda, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın en yakınımızdaki örnektir. Siyasette Akın’ın önünü açan, milletvekili yapan ve onu Parti Meclisi ve MYK üyeliklerine kadar yükselten, 22 Mayıs 2010 ile 08 Kasım 2023 arasında CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Bu nedenle Akın’a, “Kılıçdaroğlu’nun prenslerinden biri” olarak bakılır. Hatırlanacağı üzere Kılıçdaroğlu tarafından, 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri sonrasında (05.06.2023), Yerel Yönetimlerden Sorumlu MYK Üyesi olarak görevlendirilmiş ve 38. Olağan Kurultay’a kadar (5 ay süreyle) bu görevinde kalmıştır.   ÖZGÜR ÖZEL YÖNETİMİ AKIN’A SAHİP ÇIKMIŞTIR Ahmet Akın daha sonra, 04-05 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı’nda Genel Başkanlığa seçilen Özgür Özel ve ekibi tarafından dışlanmamış ve CHP’nin Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yapılmıştır. Bu bakımdan, Akın’ın hem Kılıçdaroğlu’na hem de Özel’e vefa borcu vardır. Ne var ki bugün, kader Kılıçdaroğlu’nu ve Özel’i karşı karşıya getirmiştir. Geçen 21 Mayıs’ta ,Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen, 38. Kurultay’la ilgili “mutlak butlan kararı”ndan sonra eski görevlerine iade edilmek istenen Kılıçdaroğlu ve ekibinin içinde, “MYK Üyesi” olarak, Ahmet Akın’ın da adı yer almaktadır. İşte, Ahmet Akın’ın CHP içinde aşması gereken çok önemli siyasi viraj ve çözümü hayli zor olan problem budur. Hangi tarafı tercih etse, diğer tarafa karşı “vefasızlık”la suçlanacaktır. Ancak, Ahmet Akın’ın, “mutlak butlan” kararının açıklanmasından hemen sonra, Ahmet Akın’ın Ankara’ya giderek Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmesi gibi, daha sonra CHP’li Belediye Başkanlarının toplantısında Mansur Yavaş’ın yanında fotoğraf vermesi de (asla, “tutarsızlık ve ikili oynama göstergesi” değil) en azından, her iki tarafa da aynı derecede vefa göstergesi olarak, takdir edilecek davranışlardır. Aslında, Mansur Yavaş ile Ahmet Akın’ın durumları, Kılıçdaroğlu ve Özel ile olan ilişkileri bakımından benzerlik arz ediyor. Lakin, Yüksek Seçim Kurulu’nun, ilgili mahkemenin “yetkisiz” olduğu gerekçesiyle, verilen “mutlak butlan” kararını tanımaması ve 38. CHP Kurultayı sonrasında, Özgür Özel ve ekibine verdiği mazbataları geri almaması, fevkalade düşündürücü bir durumdur. Bu noktada, sık sık Kuva-yı Milliyeci bir dedenin torunu olmakla övünen Ahmet Akın’ın, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin yeniden CHP’nin başına getirilmiş olmalarını, yabancı bazı güçler tarafından yürütülen “emperyalist bir projenin parçası olma ihtimali”ni değerlendirmesi gerekiyor. Ümidimiz ve beklentimiz, son yıllarda yıldızı hayli parlayan Ahmet Akın’ın, bu karmaşık durumun içinden, alnının akı ile çıkmasıdır. Elbette Akın, bu süreçte tek başına hareket etmeyecek, akılcı değerlendirmeler yaparak, olabildiğince doğru kararlar verecek ve girilen bu süreçten güçlenerek çıkacaktır.   MUTLAK BUTLAN KARARI CHP’Yİ BÖLER Mİ? Mutlak butlan kararından bu yana meydana gelen gelişmeler, CHP’nin çok büyük bir “bölünme” riski ile karşı karşıya bulunduğunu gösteriyor. Bu siyasi travmanın, CHP’yi 09 Eylül 1923’teki kuruluş ayarlarına döndürmesi ihtimalini ortaya çıkarması, hiç de akla gelmeyecek bir sonuç değildir. Eğer CHP kendi kuruluş ayarlarına dönerse, böyle bir gelişme, son çeyrek yüzyıldır ülkemize ve Türk Milletine hizmet çizgisinden hızla uzaklaşmakta olan siyasetini, topyekûn olarak ülkemize ve milletimize hizmet rotasına döndürebilir ki, böyle bir durumda, mutlak butlan kararını verenlere milletçe dua bile ederiz. Meseleye bu açıdan bakıldığında, bütün gözler Özgür Özel’e ve Mansur Yavaş’a dönüyor. Bu arada, mutlak butlan kararının açıklanmasından iki gün sonra bir araya gelen CHP’li Belediye Başkanları, 23 Mayıs’ta yayınladıkları ortak bildiride, Kurultay’ın 45 gün içinde toplanması gerektiğini açıkladılar. Kılıçdaroğlu bu açıklama karşısında sessiz kalırken, Özgür Özel, 38. CHP Olağan Kurultayı’nın yok sayılamayacağını, dolayısı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin mutlak butlan kararının yok hükmünde olduğunu savunuyor. Bayramı memleketinde geçiren Özgül Özel, Ankara’ya dönmek üzere Manisa’dan ayrılırken yaptığı açıklamada, mücadelesini sonuna kadar sürdürme kararlığında olduğunu açıkladı. Bu noktada, Kurban Bayramının 4. günü (30 Mayıs’ta), Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’nde, Özgür Özel ve Mansur Yavaş’ın birlikte CHP Ankara İl Başkanlığı’nda (Güven Park’ta) düzenledikleri “partililerle bayramlaşma toplantıları”na katılan kalabalıklara bakıldığında, CHP tabanının Kılıçdaroğlu’na pek itibar etmediğini söylemek hiç de yanlış olmayacaktır.   BALIKESİR AHMET AKIN’LA, BU SÜREÇTE NASIL BİR ADIM ATACAK? Ahmet Akın’ın bu süreçte atacağı adımların ve yapacağı manevraların etkisi, büyük ölçüde, Balıkesir siyasetçilerinin ülke düzeyindeki toplam etkisine bağlıdır. Neredeyse yarım asırdır, bir-iki istisna dışında, Türkiye siyasetinde, ulusal düzeyde kayda değer varlık gösteremeyen Balıkesir’in sözde siyasetçilerinin, Akın için güç kaynağı olmaları beklenemez. Bu nedenle, aynı parti içinde bile hiçbir konuda birlikte hareket edebilme kabiliyetleri bulunmayan Balıkesir siyasetçileri, Ahmet Akın’a destek olmak bir yana, üzerinde gölge etmesinler yeter. Bunun için, Balıkesir CHP il ve ilçe yönetimlerinin firesiz olarak birlikte hareket etmeleri gerekiyor. Umarım bunu başarabilirler… Sözün burasında, hemen her konuda sadece bireysel çıkar hesaplarına göre davranmakta olan, Balıkesir’le ilgili hiçbir konuda bir araya gelmeyen ve gelmemekte inat eden Balıkesir’in sözde siyasetçileri için de bir-iki söz etmek gerekiyor. Yıllardır, İstiklal Madalyası gibi bir konuda bile bir araya gelemeyen, il içinde düzenlenen sosyal etkinliklerde ve programlarda birlikte tek bir kare fotoğraf vermemiş olan Balıkesir’in sözde siyasetçilerinin CHP ile ilgili mutlak butlan sürecinde Ahmet Akın’a güç vermeleri bir yana (özellikle kendi partisi içindeki klikler olmak üzere), bu süreçte Akın’ın yıpranması için ellerinden geleni artlarına koymayacakları gayet açıktır. Diğer partilerde siyaset yapmakta olan isimlerin ise, muhtemelen böyle bir dertleri bile yoktur. Burada, merhum Sabri Uğur’la ilgili bir anıyı anlatmak gerekiyor. 26-27 Nisan 2008 tarihlerinde düzenlenen CHP’nin 32. Olağan Kurultayı’na gitmeye hazırlanan Balıkesir Delegelerine dönemin AK Parti’li Belediye Başkanı rahmetli Sabri Uğur’un verdiği desteği hatırlayanlar olmalı. CHP’nin Belediye Meclisi Grup Başkanı rahmetli İsmail Dönmez ve dönemin CHP İl Başkanı İrfan Barış’ın, 32. Olağan Kurultay öncesinde Sabri Uğur’la yaptıkları görüşmenin ve CHP Delegasyonu’nun Ankara seyahati için Sabri beyin verdiği kişisel desteğin tanıklarından biriyim. Benzer bir ortak davranışın, Balıkesir’in çıkarları açısından bugün, “hiçbir şekilde vefasızlıkla suçlanmaması ve olumsuz siyasi değerlendirmelere konu edilmemesi için” Ahmet Akın için de gösterilmesi gerekiyor.   BALIKESİR, KENDİ ÇOCUKLARINA NEDEN SAHİP ÇIKMIYOR? Ne olursa olsun, Ahmet Akın henüz çok genç, ilimize ve ülkemize hizmet bakımından gelecek vaat eden nitelikli ve potansiyeli olan bir kişiliktir. Bunun, ulusal ve evrensel düzeyde bir politikacı seviyelerine yükselmesi, her bakımdan Balıkesir’in çıkarlarının da gereğidir. Ne yazıktır ki Balıkesir, il olarak (başta siyaset, bürokrasi ve ekonomi olmak üzere, akla gelen hemen her alanda), yetiştirdiği değerlere sahip çıkma ve onları ülke düzeyinde hizmet noktalarına taşıma bakımından son derece yetersizdir. Balıkesirliler olarak bu kısırlıktan kurtulmamız gerekiyor. En başta coğrafi konumu ile tarım, hayvancılık ve madencilik olmak üzere, ekonominin hiçbir alanında, siyasette ve bürokraside ülke düzeyinde tek bir markamız ve yetişmiş, yüksek düzeylerde hizmet makamlarında insanımız yok! Eğitimli insan gücü ve genel ekonomik imkanlar bakımından ülkemizin en üst seviyelerinde olan Balıkesir’den neden ulusal düzeyde bir marka ve insan çıkmıyor? Ankara’da bakanlıklarda, büyük devlet kurumlarında ve diğer illerdeki üst düzey yönetim kadrolarında görev yapmakta olan kaç tane Balıkesirli tanıyorsunuz? Buna karşılık, kaymakamlar ve yargı mensupları hariç, kendi memleketimizdeki üst düzey görevlerde bulunan kaç tane Balıkesirli tanıyoruz? Örneğin, Balıkesirli bir öğretmenin, herhangi bir ilin Milli Eğitim Müdürlüğü görevine atandığını duydunuz mu hiç? Ülkemiz genelinde, müspet-menfi sayısız değişikliklerin yaşandığı AK Parti döneminde de ilginç bir şekilde, Balıkesir’in bu durumunda, en küçük bir değişiklik meydana gelmemiştir! Başta milletvekilleri olmak üzere, AK Parti’nin Balıkesir teşkilatlarında sözde siyaset yapanların, bu yönde en küçük bir dertleri olmuş mudur bugüne kadar? CHP ile ilgili mutlak butlan süreci, Balıkesir için önemli bir siyasi gösterge olacaktır. Hem Kemal Kılıçdaroğlu ve hem de Özgür Özel açısından özel bir konuma sahip olan Ahmet Akın, Balıkesir’in kendisine sahip çıkmasının ya da çıkamamasının göstergesi olacaktır. Öte yandan, iktidar yargısı tarafından, “mutlak butlan” kararıyla başlatılan bu süreçte, CHP içindeki parazitler derinlemesine ayıklanarak, CHP’nin 1923’teki kendi kuruluş ayarlarına dönmesi sağlanabilirse, ülkemiz ve milletimiz açısından en büyük yarar bu olacaktır. Ne diyordu Erzurumlu İbrahim Hakkı? Mevlâm görelim neyler, Neylerse güzel eyler… -------------------- 01 Haziran 2026
Ekleme Tarihi: 02 Haziran 2026 -Salı

AHMET AKIN, “VEFA” TESTİNİ GEÇMELİ

Herkes gayet iyi bilir ki, Türkiye’de (kim bilir, belki tüm dünyada da) siyaset yapmakta olan insanların yegane ortak vasıfları “vefasızlık” ve bunun doğal sonucu olan “nankörlük”tür. Evrensel ve ulusal siyasi ilkelere ve değerlere bağlı kalmak, siyasetçiler için çoğu zaman imkansızdır. Çünkü siyasetçiler, bulundukları pozisyonlarda (ve sözde kurdukları ittifaklarda bile), sadece ve sadece kişisel çıkarları ile davranmak zorundadırlar. Bu nedenle, öncesinde iyilik ve destek gördükleri insanlara karşı, ilerleyen zamanlarda ve çoğu zaman kendileri dışında “değişen şartlara bağlı olarak”, vefasızlık ve nankörlük yapmaktan başka çıkar yol bulamazlar.

Bu konuda, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın en yakınımızdaki örnektir. Siyasette Akın’ın önünü açan, milletvekili yapan ve onu Parti Meclisi ve MYK üyeliklerine kadar yükselten, 22 Mayıs 2010 ile 08 Kasım 2023 arasında CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Bu nedenle Akın’a, “Kılıçdaroğlu’nun prenslerinden biri” olarak bakılır. Hatırlanacağı üzere Kılıçdaroğlu tarafından, 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri sonrasında (05.06.2023), Yerel Yönetimlerden Sorumlu MYK Üyesi olarak görevlendirilmiş ve 38. Olağan Kurultay’a kadar (5 ay süreyle) bu görevinde kalmıştır.

 

ÖZGÜR ÖZEL YÖNETİMİ AKIN’A SAHİP ÇIKMIŞTIR

Ahmet Akın daha sonra, 04-05 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı’nda Genel Başkanlığa seçilen Özgür Özel ve ekibi tarafından dışlanmamış ve CHP’nin Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yapılmıştır. Bu bakımdan, Akın’ın hem Kılıçdaroğlu’na hem de Özel’e vefa borcu vardır. Ne var ki bugün, kader Kılıçdaroğlu’nu ve Özel’i karşı karşıya getirmiştir. Geçen 21 Mayıs’ta ,Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen, 38. Kurultay’la ilgili “mutlak butlan kararı”ndan sonra eski görevlerine iade edilmek istenen Kılıçdaroğlu ve ekibinin içinde, “MYK Üyesi” olarak, Ahmet Akın’ın da adı yer almaktadır. İşte, Ahmet Akın’ın CHP içinde aşması gereken çok önemli siyasi viraj ve çözümü hayli zor olan problem budur. Hangi tarafı tercih etse, diğer tarafa karşı “vefasızlık”la suçlanacaktır.

Ancak, Ahmet Akın’ın, “mutlak butlan” kararının açıklanmasından hemen sonra, Ahmet Akın’ın Ankara’ya giderek Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmesi gibi, daha sonra CHP’li Belediye Başkanlarının toplantısında Mansur Yavaş’ın yanında fotoğraf vermesi de (asla, “tutarsızlık ve ikili oynama göstergesi” değil) en azından, her iki tarafa da aynı derecede vefa göstergesi olarak, takdir edilecek davranışlardır. Aslında, Mansur Yavaş ile Ahmet Akın’ın durumları, Kılıçdaroğlu ve Özel ile olan ilişkileri bakımından benzerlik arz ediyor. Lakin, Yüksek Seçim Kurulu’nun, ilgili mahkemenin “yetkisiz” olduğu gerekçesiyle, verilen “mutlak butlan” kararını tanımaması ve 38. CHP Kurultayı sonrasında, Özgür Özel ve ekibine verdiği mazbataları geri almaması, fevkalade düşündürücü bir durumdur.

Bu noktada, sık sık Kuva-yı Milliyeci bir dedenin torunu olmakla övünen Ahmet Akın’ın, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin yeniden CHP’nin başına getirilmiş olmalarını, yabancı bazı güçler tarafından yürütülen “emperyalist bir projenin parçası olma ihtimali”ni değerlendirmesi gerekiyor. Ümidimiz ve beklentimiz, son yıllarda yıldızı hayli parlayan Ahmet Akın’ın, bu karmaşık durumun içinden, alnının akı ile çıkmasıdır. Elbette Akın, bu süreçte tek başına hareket etmeyecek, akılcı değerlendirmeler yaparak, olabildiğince doğru kararlar verecek ve girilen bu süreçten güçlenerek çıkacaktır.

 

MUTLAK BUTLAN KARARI CHP’Yİ BÖLER Mİ?

Mutlak butlan kararından bu yana meydana gelen gelişmeler, CHP’nin çok büyük bir “bölünme” riski ile karşı karşıya bulunduğunu gösteriyor. Bu siyasi travmanın, CHP’yi 09 Eylül 1923’teki kuruluş ayarlarına döndürmesi ihtimalini ortaya çıkarması, hiç de akla gelmeyecek bir sonuç değildir. Eğer CHP kendi kuruluş ayarlarına dönerse, böyle bir gelişme, son çeyrek yüzyıldır ülkemize ve Türk Milletine hizmet çizgisinden hızla uzaklaşmakta olan siyasetini, topyekûn olarak ülkemize ve milletimize hizmet rotasına döndürebilir ki, böyle bir durumda, mutlak butlan kararını verenlere milletçe dua bile ederiz.

Meseleye bu açıdan bakıldığında, bütün gözler Özgür Özel’e ve Mansur Yavaş’a dönüyor. Bu arada, mutlak butlan kararının açıklanmasından iki gün sonra bir araya gelen CHP’li Belediye Başkanları, 23 Mayıs’ta yayınladıkları ortak bildiride, Kurultay’ın 45 gün içinde toplanması gerektiğini açıkladılar. Kılıçdaroğlu bu açıklama karşısında sessiz kalırken, Özgür Özel, 38. CHP Olağan Kurultayı’nın yok sayılamayacağını, dolayısı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin mutlak butlan kararının yok hükmünde olduğunu savunuyor. Bayramı memleketinde geçiren Özgül Özel, Ankara’ya dönmek üzere Manisa’dan ayrılırken yaptığı açıklamada, mücadelesini sonuna kadar sürdürme kararlığında olduğunu açıkladı. Bu noktada, Kurban Bayramının 4. günü (30 Mayıs’ta), Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’nde, Özgür Özel ve Mansur Yavaş’ın birlikte CHP Ankara İl Başkanlığı’nda (Güven Park’ta) düzenledikleri “partililerle bayramlaşma toplantıları”na katılan kalabalıklara bakıldığında, CHP tabanının Kılıçdaroğlu’na pek itibar etmediğini söylemek hiç de yanlış olmayacaktır.

 

BALIKESİR AHMET AKIN’LA, BU SÜREÇTE NASIL BİR ADIM ATACAK?

Ahmet Akın’ın bu süreçte atacağı adımların ve yapacağı manevraların etkisi, büyük ölçüde, Balıkesir siyasetçilerinin ülke düzeyindeki toplam etkisine bağlıdır. Neredeyse yarım asırdır, bir-iki istisna dışında, Türkiye siyasetinde, ulusal düzeyde kayda değer varlık gösteremeyen Balıkesir’in sözde siyasetçilerinin, Akın için güç kaynağı olmaları beklenemez. Bu nedenle, aynı parti içinde bile hiçbir konuda birlikte hareket edebilme kabiliyetleri bulunmayan Balıkesir siyasetçileri, Ahmet Akın’a destek olmak bir yana, üzerinde gölge etmesinler yeter. Bunun için, Balıkesir CHP il ve ilçe yönetimlerinin firesiz olarak birlikte hareket etmeleri gerekiyor. Umarım bunu başarabilirler…

Sözün burasında, hemen her konuda sadece bireysel çıkar hesaplarına göre davranmakta olan, Balıkesir’le ilgili hiçbir konuda bir araya gelmeyen ve gelmemekte inat eden Balıkesir’in sözde siyasetçileri için de bir-iki söz etmek gerekiyor. Yıllardır, İstiklal Madalyası gibi bir konuda bile bir araya gelemeyen, il içinde düzenlenen sosyal etkinliklerde ve programlarda birlikte tek bir kare fotoğraf vermemiş olan Balıkesir’in sözde siyasetçilerinin CHP ile ilgili mutlak butlan sürecinde Ahmet Akın’a güç vermeleri bir yana (özellikle kendi partisi içindeki klikler olmak üzere), bu süreçte Akın’ın yıpranması için ellerinden geleni artlarına koymayacakları gayet açıktır. Diğer partilerde siyaset yapmakta olan isimlerin ise, muhtemelen böyle bir dertleri bile yoktur.

Burada, merhum Sabri Uğur’la ilgili bir anıyı anlatmak gerekiyor. 26-27 Nisan 2008 tarihlerinde düzenlenen CHP’nin 32. Olağan Kurultayı’na gitmeye hazırlanan Balıkesir Delegelerine dönemin AK Parti’li Belediye Başkanı rahmetli Sabri Uğur’un verdiği desteği hatırlayanlar olmalı. CHP’nin Belediye Meclisi Grup Başkanı rahmetli İsmail Dönmez ve dönemin CHP İl Başkanı İrfan Barış’ın, 32. Olağan Kurultay öncesinde Sabri Uğur’la yaptıkları görüşmenin ve CHP Delegasyonu’nun Ankara seyahati için Sabri beyin verdiği kişisel desteğin tanıklarından biriyim. Benzer bir ortak davranışın, Balıkesir’in çıkarları açısından bugün, “hiçbir şekilde vefasızlıkla suçlanmaması ve olumsuz siyasi değerlendirmelere konu edilmemesi içinAhmet Akın için de gösterilmesi gerekiyor.

 

BALIKESİR, KENDİ ÇOCUKLARINA NEDEN SAHİP ÇIKMIYOR?

Ne olursa olsun, Ahmet Akın henüz çok genç, ilimize ve ülkemize hizmet bakımından gelecek vaat eden nitelikli ve potansiyeli olan bir kişiliktir. Bunun, ulusal ve evrensel düzeyde bir politikacı seviyelerine yükselmesi, her bakımdan Balıkesir’in çıkarlarının da gereğidir. Ne yazıktır ki Balıkesir, il olarak (başta siyaset, bürokrasi ve ekonomi olmak üzere, akla gelen hemen her alanda), yetiştirdiği değerlere sahip çıkma ve onları ülke düzeyinde hizmet noktalarına taşıma bakımından son derece yetersizdir. Balıkesirliler olarak bu kısırlıktan kurtulmamız gerekiyor.

En başta coğrafi konumu ile tarım, hayvancılık ve madencilik olmak üzere, ekonominin hiçbir alanında, siyasette ve bürokraside ülke düzeyinde tek bir markamız ve yetişmiş, yüksek düzeylerde hizmet makamlarında insanımız yok! Eğitimli insan gücü ve genel ekonomik imkanlar bakımından ülkemizin en üst seviyelerinde olan Balıkesir’den neden ulusal düzeyde bir marka ve insan çıkmıyor? Ankara’da bakanlıklarda, büyük devlet kurumlarında ve diğer illerdeki üst düzey yönetim kadrolarında görev yapmakta olan kaç tane Balıkesirli tanıyorsunuz?

Buna karşılık, kaymakamlar ve yargı mensupları hariç, kendi memleketimizdeki üst düzey görevlerde bulunan kaç tane Balıkesirli tanıyoruz? Örneğin, Balıkesirli bir öğretmenin, herhangi bir ilin Milli Eğitim Müdürlüğü görevine atandığını duydunuz mu hiç? Ülkemiz genelinde, müspet-menfi sayısız değişikliklerin yaşandığı AK Parti döneminde de ilginç bir şekilde, Balıkesir’in bu durumunda, en küçük bir değişiklik meydana gelmemiştir! Başta milletvekilleri olmak üzere, AK Parti’nin Balıkesir teşkilatlarında sözde siyaset yapanların, bu yönde en küçük bir dertleri olmuş mudur bugüne kadar?

CHP ile ilgili mutlak butlan süreci, Balıkesir için önemli bir siyasi gösterge olacaktır. Hem Kemal Kılıçdaroğlu ve hem de Özgür Özel açısından özel bir konuma sahip olan Ahmet Akın, Balıkesir’in kendisine sahip çıkmasının ya da çıkamamasının göstergesi olacaktır. Öte yandan, iktidar yargısı tarafından, “mutlak butlan” kararıyla başlatılan bu süreçte, CHP içindeki parazitler derinlemesine ayıklanarak, CHP’nin 1923’teki kendi kuruluş ayarlarına dönmesi sağlanabilirse, ülkemiz ve milletimiz açısından en büyük yarar bu olacaktır.

Ne diyordu Erzurumlu İbrahim Hakkı?

Mevlâm görelim neyler,

Neylerse güzel eyler…

--------------------

01 Haziran 2026

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve balikesirartihaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.