Ramazan Aydın
Köşe Yazarı
Ramazan Aydın
 

DİPLOMA MESELESİ HALLEDİLMEDEN SİYASET OLMAZ!

Türkiye’deki siyasetle ilgili olarak, iktidarı ve muhalefeti ile tüm partileri kapsayıcı, en kısa ve en doğru cümle şudur: Kişisel çıkarları temel alan Türkiye’deki siyaset vatana, millete, devlete ve insanlığa hizmet etme sahası olmaktan çıkmıştır. Bir taraftan iktidar, elindeki güç ve imkanlarla (meşru ya da gayrimeşru) elde etmekte olduğu çıkarlarla doymuyor; diğer taraftan, sözüm ona muhalefet(!) partileri de, elde edebildikleri çıkarlarla yetinmeye devam ediyor. Devlet sistemimiz, Anayasamız ve tüm diğer kanunlarımızla ilgili olarak, iktidar tarafından bile-isteye ve çoğu zaman planlı olarak sürdürülmekte olan usulsüzlüklerle ilgili hiçbir toplumsal tepki oluştur(a)mayan muhalefetin, gündelik olan-bitenlerle ilgili demagojilerle halkı ayakta uyutması ne ile izah edilebilir? Halbuki, bu ülkede siyasetin ve devletin yargı mekanizmasının, tüm sorunlardan önce halletmeleri gereken (ve itina ile halka unutturulmaya çalışılan) mesele, Erdoğan’ın “üniversite diploması” meselesidir. Güya, Anayasa (ve o 101. madde) hâlâ yürürlükte, ve Erdoğan 11 yıldır Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal etmeye devam ediyor! Bu durum, hiçbir şekilde, kabul edilebilir ya da tolere edilebilir bir şey değildir. Erdoğan’ın diploma meselesi ile ilgili olarak 2017 yılında, Siyah/Beyaz Yayınevi tarafından Ergün Poyraz imzalı “DİPLOMASIZ - Bir varmış, Bir Yokmuş...” adlı bir kitap yayınlandı. Bu kitap, 2019’da, Erdoğan’ın avukatları tarafından dava edildi; ilk mahkemenin mahkumiyet kararına karşı yapılan itiraz başvurusunun, Bölge İstinaf Mahkemesi tarafından reddedildiği davada Yargıtay 4. Ceza Dairesi, mahkumiyet kararını, 03.03.2026 tarihinde “oybirliği” ile bozdu ve böylece davayı, yazar Ergün Poyraz kazanmış oldu, kitap hâlen piyasada serbestçe satılıyor (2022/10565 E., 2025/3876 K.) (*). Merak edenler, bu kitabı alıp okuyabilirler ve Erdoğan’ın diplomasızlığını, yazarın nasıl somut belgelerle ispatlamış olduğunu öğrenebilirler.   OKUL VE ÜNİVERSİTE DİPLOMALARI NASIL DÜZENLENİYOR? Biz şimdi burada, “10 yıl süreyle ilkokul öğretmenliği ve müdürlüğü, 13 yıl da üniversitede fakülte sekreterliği” yapmış ve her iki görevdeyken, sayısız diploma ve diploma defteri hazırlayıp, ilgili makamların imzalarına sunmuş olan biri olarak, Ergün Poyraz’ın kitabında yer almayan ve sıradan insanlar tarafından da pek bilinemeyecek olan, Türkiye’de (üniversitelerde ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı tüm okullarda) Diplomaların ve Diploma Defterlerinin tanzim edilmesiyle ilgili (birkaç yıl önce yürürlüğe konulan elektronik kayıt siteminden önce) mevzuatta öngörülen ve sürdürülen sistemi anlatmaya çalışalım: 1)Diplomalar, “sadece tek bir tane hazırlanır ve kişinin mezuniyet tarihinde, ilgili makamlarda görevde olan kişiler” tarafından imzalanır. 2)Diplomalar, “ıslak imzalı iki orijinal nüsha olarak” hazırlanan Diploma Defterleri’ne kaydedilir. Diploma Defterleri’nin birer nüshaları, kişinin mezun olduğu okulun arşivinde, diğer nüshası ise, Milli Eğitim’e bağlı okullara ait olanlar İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde, üniversitelerde Rektörlüklerin arşivlerinde, “süre sınırı olmaksızın” muhafaza edilir. Bu iki nüsha, hiçbir şekilde aynı bina içinde olamaz! 3)Tanzim edilen ıslak imzalı diploma kaybedildiğinde ya da belge olma özelliğini yitirdiğinde, benzer şekilde yeni bir diploma düzenlenmez; yerine,Diploma Defteri’ndeki kayıtlara uygun şekilde, “diploma yerine geçen” A/4 ebadında, sıradan bir dosya kağıdında, diploma bilgilerinin yer aldığı ve “diploma yerine geçen”, imzalı ve mühürlü bir “Mezuniyet Belgesi” verilir. Bu meselede, devletin (ve ilgili üniversitenin de) resmi görevlileri ve yetkilileri, maalesef halka doğruları söylemiyorlar! “Noter Onaylı Diploma Örneği” olarak, Erdoğan adına (Başbakanlığın ve sonra da Cumhurbaşkanlığının ilgili birimleri tarafından) basına dağıtılan ve görsel tasarımları farklı iki ayrı diploma sureti var. Böyle bir şey hiçbir hal ve şart altında mümkün değildir. Basına servis edilen bu sözde diploma örneklerinde, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi-İİTİA, Aksaray İktisadi ve Ticari İlimler Yüksek Okulu (3 yılık) mezunu olduğunu iddia eden Erdoğan’ın “1981-Şubat Dönemi” mezunu olduğu yazılıdır. Ancak, en üstte adı yer alan Marmara Üniversitesi, bundan bir yıl sonra 1982 yılında kurulmuştur. Böyle bir durum, o dönemdeki yasal mevzuata göre, hiçbir şekilde mümkün değildir.   MUHALEFET, DİPLOMA MESELESİNİ NEDEN KULLAN(A)MADI? Şimdi, Anayasa’da ve ilgili kanunlarda belirtilen “eğitim” şartına sahip olmayan Erdoğan, Türkiye’de defalarca Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhurbaşkanı olmuştur. Sıradan insanlar böyle bir durumla ilgili kişisel olarak farklı kanaatlere sahip olsalar da, halkın üzerinde hakim olan, cehalet ve çıkar temelli “fanatik parti taraftarlığı” nedeniyle, ortaya kayda değer toplumsal bir etkinin çıkması mümkün olmuyor. Ancak, sözde muhalefet partilerinin de bu meseleyi bir kenara bırakarak, Erdoğan ve AK Parti ile, gündelik siyasi demagojilere girmeleri, Erdoğan’ın diplomasızlık nedeniyle karşı karşıya bulunduğu meşruiyet sorununun üzerini örtmektedir. Bu durum ise, sözde muhalefet partilerinin, Erdoğan’a vermekte oldukları paha biçilemez bir “meşruiyet desteği” sonucunu doğurmaktadır. Ülkede aklı başında olan herkes bu durumu gayet iyi bir şekilde görebilir. Ama nedense, çok az sayıda insandan başka, bu mesele üzerinde kayda değer sonuçlar elde etme amaçlı çaba gösteren (özellikle de siyaset sahnesinde) kimse yok gibidir. 2014-2015 yıllarında, son derece etkisiz bazı konuşmaların ötesinde Türkiye’de, bu duruma karşı tepki ortaya koyan ve meseleyi nihai çözüme ulaştırmaya matuf, hiçbir çaba görülmüyor. Kamuoyunda kayda değer karşılıkları bulunmayan bazı kişi ve kuruluşlar, meseleyi güya yargıya filan taşıdılar ise de, saray yargısından, alınması gereken neticeyi almayı başaramadılar. Aslında muhalefetin elinde, Erdoğan’a ve AK Parti’ye yönelik olarak son derece güçlü bir argüman olarak kullanılabilecek, diploma meselesini burada ele almamızın nedeni, bu konuyla ilgili kendi görüşlerimizi ya da kanaatlerimizi sizlerle paylaşmak değildir. Şimdi buradan hareketle, Belediye Başkanları ile ilgili olarak, akıl almaz teşebbüslerde bulunan AK Parti+MHP iktidarı karşısında, CHP’nin aylardır, toplum üzerinde etkili olabilecek kayda değer hiçbir çaba içinde olmaması, son derece düşündürücü bir durumdur. Bu bakımdan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçtiğimiz günlerde bu durumla ilgili olarak söyledikleriyle, son derece farklı ve meseleye kökten etki edebilecek, güçlü bir olasılığı ifade etmektedir.   MANSUR YAVAŞ’IN ÖNERİSİ, CHP İÇİNDE KABUL GÖRÜR MÜ? 2002 yılından bu yana, güya AK Parti’ye karşı muhalefet yaptığı zannedilen CHP, 24 yıldır, AK Parti’ye karşı, bir kere olsun kendi oyununu kuramadı. Sürekli olarak, AK Parti tarafından kurgulanan oyunlarda kendisine uygun görülen sözde muhalefet rolünü oynamanın ötesinde, kayda değer hiçbir siyasi performans (“gösteremediği” değil bilakis) göstermediği açıktır. CHP içinde, ilk defa Mansur Yavaş, bu konuda farklı bir anlayışın ve siyaset kurgusunun gerektiğine işaret ediyor. 1972 yılında CHP Genel Başkanı olan Bülent Ecevit döneminden bu yana, gerçekte emperyalistler tarafından manipüle edilmekte olan ülkemizdeki sözde solcuların ve kendilerine “ulusalcı” diyen sözde Atatürkçülerin etkisi altında, “1923 yılındaki kuruluş ayarları”ndan iyice saptırılmış olan CHP, kendi siyasi mecrasına döndürülemediği sürece (sadece CHP’nin değil), tüm Türk siyasetinin, milletimize, devletimize ve insanlığa hizmet çizgisine gelemeyeceğini söylemek, hiç de yanlış değildir. CHP, konjonktürel şartlara uygun olarak, sürekli iktidar tarafından kurgulanan oyunlarda kendisine uygun görülen rolleri oynamaya çaba sarf edeceğine, iktidarı o rollerle oyalayarak, iktidarı da katılmaya zorlayabileceği, tamamen kendine mahsus oyunlar kurmak zorundadır. İşte Mansur Yavaş, bu konudaki eksikliğe dikkat çekiyor. Umarız, Yavaş’ın bu çağrısı CHP içinde karşılık bulur ve Özgür Özel ve ekibi, iktidara karşı kendi oyunlarını kurma çabası içine girerler.   CHP, 2024’TE ELDE ETTİĞİ BAŞARIYI DOĞRU ANALİZ EDEMEMİŞTİR! Sürekli olarak, iktidar tarafından kurgulanan, şartları ve kuralları yine iktidar tarafından belirlenen oyunlarda kazanma ihtimalinin olamayacağını düşünmek için, ille de allâme olmaya gerek yoktur; çünkü hiç kimse, kendisinin kazanmasını garanti etmeyecek ve başkasının kazanma ihtimali olan oyunu kurmaz ve başlatmaz! Tabii, bu arada 14 Mayıs 2023 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri’nde dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde seçime giren Millet İttifakı’nın, Cumhur İttifakı’nın (aslında AK Parti’nin) kazanmasını garanti edecek şekilde oyuna dahil olduğu, artık tüm ayrıntıları ile bilinmektedir. O seçimlerden sadece on buçuk ay sonra, 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde (birkaç şehirdeki istisnai işbirlikleri dışında), CHP’nin Türkiye genelinde tek başına elde ettiği başarının mimarı (E.İmamoğlu destekli), Özgür Özel gibi görünse de, asıl neden, Erdoğan’ın kurduğu oyunun oyuncularından olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahne dışına itilmiş olmasıdır. CHP, Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde elde ettiği olağanüstü siyasi başarıdan sonra, pek âlâ ülke içi siyasette ve dış politikada kendi oyunlarını kurma gücüne ve imkanına sahip olmuştu. Ama Erdoğan, anında sözde “siyasi yumuşama” temalı yeni bir oyun kurdu ve ülke genelinde yükselen CHP ateşini söndürmeyi başardı. Özgür Özel ve ekibi, işte o günden bu yana, Erdoğan’ın söndürdüğü o ateşin küllerinde debelenmektedir. Umarız bu sefer Mansur Yavaş’ın çağrısı bir işe yarar ve CHP, kendilerine “ulusalcı” diyen siyasi esperantodan kendisini kurtararak, 6 Ok’taki “Milliyetçilik” kavramına uygun bir siyasi çizgide, milletimize, devletimize ve insanlığa hizmet anlamında, Atatürk’ün gösterdiği gibi, bilime dayalı kendi orijinal rotasını oluşturur. ____________ (*) https://karararama.yargitay.gov.tr/ ------------------ 20 Nisan 2026
Ekleme Tarihi: 21 Nisan 2026 -Salı

DİPLOMA MESELESİ HALLEDİLMEDEN SİYASET OLMAZ!

Türkiye’deki siyasetle ilgili olarak, iktidarı ve muhalefeti ile tüm partileri kapsayıcı, en kısa ve en doğru cümle şudur: Kişisel çıkarları temel alan Türkiye’deki siyaset vatana, millete, devlete ve insanlığa hizmet etme sahası olmaktan çıkmıştır. Bir taraftan iktidar, elindeki güç ve imkanlarla (meşru ya da gayrimeşru) elde etmekte olduğu çıkarlarla doymuyor; diğer taraftan, sözüm ona muhalefet(!) partileri de, elde edebildikleri çıkarlarla yetinmeye devam ediyor.

Devlet sistemimiz, Anayasamız ve tüm diğer kanunlarımızla ilgili olarak, iktidar tarafından bile-isteye ve çoğu zaman planlı olarak sürdürülmekte olan usulsüzlüklerle ilgili hiçbir toplumsal tepki oluştur(a)mayan muhalefetin, gündelik olan-bitenlerle ilgili demagojilerle halkı ayakta uyutması ne ile izah edilebilir? Halbuki, bu ülkede siyasetin ve devletin yargı mekanizmasının, tüm sorunlardan önce halletmeleri gereken (ve itina ile halka unutturulmaya çalışılan) mesele, Erdoğan’ın “üniversite diploması” meselesidir. Güya, Anayasa (ve o 101. madde) hâlâ yürürlükte, ve Erdoğan 11 yıldır Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal etmeye devam ediyor! Bu durum, hiçbir şekilde, kabul edilebilir ya da tolere edilebilir bir şey değildir.

Erdoğan’ın diploma meselesi ile ilgili olarak 2017 yılında, Siyah/Beyaz Yayınevi tarafından Ergün Poyraz imzalı “DİPLOMASIZ - Bir varmış, Bir Yokmuş...” adlı bir kitap yayınlandı. Bu kitap, 2019’da, Erdoğan’ın avukatları tarafından dava edildi; ilk mahkemenin mahkumiyet kararına karşı yapılan itiraz başvurusunun, Bölge İstinaf Mahkemesi tarafından reddedildiği davada Yargıtay 4. Ceza Dairesi, mahkumiyet kararını, 03.03.2026 tarihinde “oybirliği” ile bozdu ve böylece davayı, yazar Ergün Poyraz kazanmış oldu, kitap hâlen piyasada serbestçe satılıyor (2022/10565 E., 2025/3876 K.) (*). Merak edenler, bu kitabı alıp okuyabilirler ve Erdoğan’ın diplomasızlığını, yazarın nasıl somut belgelerle ispatlamış olduğunu öğrenebilirler.

 

OKUL VE ÜNİVERSİTE DİPLOMALARI NASIL DÜZENLENİYOR?

Biz şimdi burada, “10 yıl süreyle ilkokul öğretmenliği ve müdürlüğü, 13 yıl da üniversitede fakülte sekreterliği” yapmış ve her iki görevdeyken, sayısız diploma ve diploma defteri hazırlayıp, ilgili makamların imzalarına sunmuş olan biri olarak, Ergün Poyraz’ın kitabında yer almayan ve sıradan insanlar tarafından da pek bilinemeyecek olan, Türkiye’de (üniversitelerde ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı tüm okullarda) Diplomaların ve Diploma Defterlerinin tanzim edilmesiyle ilgili (birkaç yıl önce yürürlüğe konulan elektronik kayıt siteminden önce) mevzuatta öngörülen ve sürdürülen sistemi anlatmaya çalışalım:

1)Diplomalar, “sadece tek bir tane hazırlanır ve kişinin mezuniyet tarihinde, ilgili makamlarda görevde olan kişiler” tarafından imzalanır.

2)Diplomalar, “ıslak imzalı iki orijinal nüsha olarak” hazırlanan Diploma Defterleri’ne kaydedilir. Diploma Defterleri’nin birer nüshaları, kişinin mezun olduğu okulun arşivinde, diğer nüshası ise, Milli Eğitim’e bağlı okullara ait olanlar İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde, üniversitelerde Rektörlüklerin arşivlerinde, “süre sınırı olmaksızın” muhafaza edilir. Bu iki nüsha, hiçbir şekilde aynı bina içinde olamaz!

3)Tanzim edilen ıslak imzalı diploma kaybedildiğinde ya da belge olma özelliğini yitirdiğinde, benzer şekilde yeni bir diploma düzenlenmez; yerine,Diploma Defteri’ndeki kayıtlara uygun şekilde, “diploma yerine geçen” A/4 ebadında, sıradan bir dosya kağıdında, diploma bilgilerinin yer aldığı ve “diploma yerine geçen”, imzalı ve mühürlü bir “Mezuniyet Belgesi” verilir.

  1. Bu meselede, devletin (ve ilgili üniversitenin de) resmi görevlileri ve yetkilileri, maalesef halka doğruları söylemiyorlar!
  2. “Noter Onaylı Diploma Örneği” olarak, Erdoğan adına (Başbakanlığın ve sonra da Cumhurbaşkanlığının ilgili birimleri tarafından) basına dağıtılan ve görsel tasarımları farklı iki ayrı diploma sureti var. Böyle bir şey hiçbir hal ve şart altında mümkün değildir.
  3. Basına servis edilen bu sözde diploma örneklerinde, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi-İİTİA, Aksaray İktisadi ve Ticari İlimler Yüksek Okulu (3 yılık) mezunu olduğunu iddia eden Erdoğan’ın “1981-Şubat Dönemi” mezunu olduğu yazılıdır. Ancak, en üstte adı yer alan Marmara Üniversitesi, bundan bir yıl sonra 1982 yılında kurulmuştur. Böyle bir durum, o dönemdeki yasal mevzuata göre, hiçbir şekilde mümkün değildir.

 

MUHALEFET, DİPLOMA MESELESİNİ NEDEN KULLAN(A)MADI?

Şimdi, Anayasa’da ve ilgili kanunlarda belirtilen “eğitim” şartına sahip olmayan Erdoğan, Türkiye’de defalarca Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhurbaşkanı olmuştur. Sıradan insanlar böyle bir durumla ilgili kişisel olarak farklı kanaatlere sahip olsalar da, halkın üzerinde hakim olan, cehalet ve çıkar temelli “fanatik parti taraftarlığı” nedeniyle, ortaya kayda değer toplumsal bir etkinin çıkması mümkün olmuyor. Ancak, sözde muhalefet partilerinin de bu meseleyi bir kenara bırakarak, Erdoğan ve AK Parti ile, gündelik siyasi demagojilere girmeleri, Erdoğan’ın diplomasızlık nedeniyle karşı karşıya bulunduğu meşruiyet sorununun üzerini örtmektedir.

Bu durum ise, sözde muhalefet partilerinin, Erdoğan’a vermekte oldukları paha biçilemez bir “meşruiyet desteği” sonucunu doğurmaktadır. Ülkede aklı başında olan herkes bu durumu gayet iyi bir şekilde görebilir. Ama nedense, çok az sayıda insandan başka, bu mesele üzerinde kayda değer sonuçlar elde etme amaçlı çaba gösteren (özellikle de siyaset sahnesinde) kimse yok gibidir. 2014-2015 yıllarında, son derece etkisiz bazı konuşmaların ötesinde Türkiye’de, bu duruma karşı tepki ortaya koyan ve meseleyi nihai çözüme ulaştırmaya matuf, hiçbir çaba görülmüyor. Kamuoyunda kayda değer karşılıkları bulunmayan bazı kişi ve kuruluşlar, meseleyi güya yargıya filan taşıdılar ise de, saray yargısından, alınması gereken neticeyi almayı başaramadılar.

Aslında muhalefetin elinde, Erdoğan’a ve AK Parti’ye yönelik olarak son derece güçlü bir argüman olarak kullanılabilecek, diploma meselesini burada ele almamızın nedeni, bu konuyla ilgili kendi görüşlerimizi ya da kanaatlerimizi sizlerle paylaşmak değildir. Şimdi buradan hareketle, Belediye Başkanları ile ilgili olarak, akıl almaz teşebbüslerde bulunan AK Parti+MHP iktidarı karşısında, CHP’nin aylardır, toplum üzerinde etkili olabilecek kayda değer hiçbir çaba içinde olmaması, son derece düşündürücü bir durumdur. Bu bakımdan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçtiğimiz günlerde bu durumla ilgili olarak söyledikleriyle, son derece farklı ve meseleye kökten etki edebilecek, güçlü bir olasılığı ifade etmektedir.

 

MANSUR YAVAŞ’IN ÖNERİSİ, CHP İÇİNDE KABUL GÖRÜR MÜ?

2002 yılından bu yana, güya AK Parti’ye karşı muhalefet yaptığı zannedilen CHP, 24 yıldır, AK Parti’ye karşı, bir kere olsun kendi oyununu kuramadı. Sürekli olarak, AK Parti tarafından kurgulanan oyunlarda kendisine uygun görülen sözde muhalefet rolünü oynamanın ötesinde, kayda değer hiçbir siyasi performans (“gösteremediği” değil bilakis) göstermediği açıktır. CHP içinde, ilk defa Mansur Yavaş, bu konuda farklı bir anlayışın ve siyaset kurgusunun gerektiğine işaret ediyor. 1972 yılında CHP Genel Başkanı olan Bülent Ecevit döneminden bu yana, gerçekte emperyalistler tarafından manipüle edilmekte olan ülkemizdeki sözde solcuların ve kendilerine “ulusalcı” diyen sözde Atatürkçülerin etkisi altında, “1923 yılındaki kuruluş ayarları”ndan iyice saptırılmış olan CHP, kendi siyasi mecrasına döndürülemediği sürece (sadece CHP’nin değil), tüm Türk siyasetinin, milletimize, devletimize ve insanlığa hizmet çizgisine gelemeyeceğini söylemek, hiç de yanlış değildir.

CHP, konjonktürel şartlara uygun olarak, sürekli iktidar tarafından kurgulanan oyunlarda kendisine uygun görülen rolleri oynamaya çaba sarf edeceğine, iktidarı o rollerle oyalayarak, iktidarı da katılmaya zorlayabileceği, tamamen kendine mahsus oyunlar kurmak zorundadır. İşte Mansur Yavaş, bu konudaki eksikliğe dikkat çekiyor. Umarız, Yavaş’ın bu çağrısı CHP içinde karşılık bulur ve Özgür Özel ve ekibi, iktidara karşı kendi oyunlarını kurma çabası içine girerler.

 

CHP, 2024’TE ELDE ETTİĞİ BAŞARIYI DOĞRU ANALİZ EDEMEMİŞTİR!

Sürekli olarak, iktidar tarafından kurgulanan, şartları ve kuralları yine iktidar tarafından belirlenen oyunlarda kazanma ihtimalinin olamayacağını düşünmek için, ille de allâme olmaya gerek yoktur; çünkü hiç kimse, kendisinin kazanmasını garanti etmeyecek ve başkasının kazanma ihtimali olan oyunu kurmaz ve başlatmaz! Tabii, bu arada 14 Mayıs 2023 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri’nde dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde seçime giren Millet İttifakı’nın, Cumhur İttifakı’nın (aslında AK Parti’nin) kazanmasını garanti edecek şekilde oyuna dahil olduğu, artık tüm ayrıntıları ile bilinmektedir. O seçimlerden sadece on buçuk ay sonra, 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde (birkaç şehirdeki istisnai işbirlikleri dışında), CHP’nin Türkiye genelinde tek başına elde ettiği başarının mimarı (E.İmamoğlu destekli), Özgür Özel gibi görünse de, asıl neden, Erdoğan’ın kurduğu oyunun oyuncularından olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahne dışına itilmiş olmasıdır.

CHP, Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde elde ettiği olağanüstü siyasi başarıdan sonra, pek âlâ ülke içi siyasette ve dış politikada kendi oyunlarını kurma gücüne ve imkanına sahip olmuştu. Ama Erdoğan, anında sözde “siyasi yumuşama” temalı yeni bir oyun kurdu ve ülke genelinde yükselen CHP ateşini söndürmeyi başardı. Özgür Özel ve ekibi, işte o günden bu yana, Erdoğan’ın söndürdüğü o ateşin küllerinde debelenmektedir. Umarız bu sefer Mansur Yavaş’ın çağrısı bir işe yarar ve CHP, kendilerine “ulusalcı” diyen siyasi esperantodan kendisini kurtararak, 6 Ok’taki “Milliyetçilik” kavramına uygun bir siyasi çizgide, milletimize, devletimize ve insanlığa hizmet anlamında, Atatürk’ün gösterdiği gibi, bilime dayalı kendi orijinal rotasını oluşturur.

____________

(*) https://karararama.yargitay.gov.tr/

------------------

20 Nisan 2026

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve balikesirartihaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.