deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler

Ramazan Aydın
Köşe Yazarı
Ramazan Aydın
 

HALKIN TEPKİSİZLİĞİNE NE DİYECEĞİZ?

Osmanlı Devleti döneminde, yapılan savaşlar hakkında halka bilgi verilmesi hiç düşünülmemiştir. O dönemde devlet, savaş öncesinde ve savaş sırasında halktan asker toplamak ve mali destek temin etmek amacı ile (ve tabii, “fetva” eşliğinde) sadece “bildirim” yapar, asker ve para toplardı. Kazanılan savaş olduğunda bu sadece devlet görevlileri tarafından bilinir, halka basit genel açıklamaların ötesinde bilgi verme gereği duyulmazdı. Maalesef, günümüzde de bu anlayış aynen devam etmekte; dahası, iktidar lehine abartılı pozitif açıklamalar yapılmaktadır. Durum böyle olunca halkın, gerçekte ne olup bittiğini anlaması mümkün olmuyor. AK Parti iktidarı döneminde, milletimizin ve devletimizin geleceğini ilgilendiren stratejik konularda halka hiçbir zaman doğru ve yeterli bilgi verilmiyor! Yurtta ve dünyada olup bitenlerle ilgili olarak iktidar tarafından yapılan açıklamaları yalanlayan gerçekler ortaya çıktığında ise, bundan zerre-i miskal utanmıyorlar ve asla rahatsızlık duymuyorlar. Gelişmiş ülkelerde, 2,5 Euro’luk bir çikolatayı alırken devletin resmi kredi kartını kullandığı ortaya çıkan bakan anında istifa ediyor; ama bizde, ortalık skandallarla yıkılıyor, herkes koltuğunda kemal-i afiyetle oturmaya devam ediyor; adamlarda ne utanma, ne de sıkılma var?   İKTİDAR CENAHINDA UTANMA, HALKTA DA TEPKİ YOK! “Mülakat” denen ahlaksızlıkla devlet kadrolarına sadece kendi adamlarını ve yandaşlarını atamaya devam ediyor, göstermelik kur’a çekimlerinde sergilenen sahtekarlıklar kameralara yansıyor, bu görüntüler internet mecralarında viral oluyor, ama adamların umurlarında değil. İşin çok daha vahim yanı ise, aktif muhalif karakterlerin az sayıdaki cılız sesleri dışında, halkın tüm bu rezillikleri kanıksaması ve hiçbir tepki göstermemesidir. Zaman zaman, Avrupa ülkelerinde çiftçilerin hükümetlerinin tarım politikalarını hedef alan son derece etkili protesto eylemleri ile ilgili haberler okuyoruz. Örneğin, 29 Ocak 2024 tarihinde çiftçilerin, 800’den fazla traktör ile Paris’i kuşattıklarını ve şehre giriş çıkışları bloke ettiklerini, ülkenin büyük bir bölümünde karayollarını kapattıklarını ve hükümete geri adım attırdıklarını tüm dünya görmüştü. Ne yazık ki insanımız, hükümetlerin kendilerine ve ülkemize zarar vermekte olan politikalarına karşı etkili tepkiler ortaya koy(a)mamaktadır. Hükümetin icraatlarını eleştirmek sadece sözde muhalif siyasilere ve basına kalınca, o eleştiriler de, “zaten iktidar ağzıyla kuş tutsa bunlar yine de eleştirecek” diye düşünüldüğünden, halk tarafından kale alınmıyor! CHP, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra, aylardır, ülkenin çeşitli il merkezlerinde mitingler düzenliyor; bu seri mitinglerin 76’ncısı, geçen 20 Aralık Cumartesi günü Edirne’de yapıldı. Bu mitinglerin halka ya da iktidara yönelik herhangi bir etkisinin olduğu söylenebilir mi? CHP’liler, bu mitinglerde adeta kendileri çalıp, kendileri oynuyorlar. Ülke gündeminde hiçbir şekilde yer bulamayan CHP mitinglerinin temasının ne olduğunu bilen var mı? Dolayısı ile iktidar da halk da, bu mitingleri pek umursamıyor! Bunun böyle olduğu son derece açık olduğu halde, CHP’nin bu mitingleri neden sürdürdüğü merak konusudur!   TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI ALANDA PRESTİJİ VE ETKİNLİĞİ Uluslararası alanda Türkiye’nin prestijini ve etkinliğini yerle bir eden, Azerbaycan’dan gelen C-130 uçağımızın Gürcistan’da düşmesi, Ankara’ya, İzmit’e ve Manyas’a kadar gelen ve kendiliklerinden düşen (ve Rus yapımı olduğu söylenen) İHA’lar, geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’la birlikte Şam’a giden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın basın toplantısının, son derece kaba bir davranışla kesilmesi, Libya Genelkurmay Başkanı’nın uçağının, Esenboğa’dan kalkıştan hemen sonra şüpheli bir şekilde Haymana yakınlarında düşmesi vb. gibi olaylar yaşanıyor; muhalefet bu olaylarla yeterince ve olması gerektiği şekilde ilgilenmediği gibi, iktidar da kendisini asla sorumlu olarak görmüyor! İktidarın görev yetki sınırları içinde olan bu ve benzeri konuların sorumlusu kimlerse artık! Yapılan açıklamalar da hiçbir şekilde tatmin edici olmadığı gibi, çoğu zaman doğru da değil… Ülkemiz için önem derecesi yüksek olan, örneğin “İsrail-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-Yunanistan ittifakı” gibi bir gelişmeyle ilgili olarak, hükümet cenahından yapılan açıklamaların, gerçeklerle neredeyse hiçbir alakası yok. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ve Ege Denizi’ndeki hareket alanını kısıtlayacağı son derece açık olan bu üçlü ittifaka karşı, iktidarın ne gibi bir önlem (ya da önlemler) alacağı konusunda herhangi bir fikri olan var mı ülkede? İster içeride ister dışarıda olsun, icraatlarında ve politikalarında halkı arkasına almayan iktidarlar (ülkemizin ve halkımızın değil), içeride sadece kendi yandaşlarının çıkarlarına hizmet eder; dışarıda ise, emperyalistlerin çıkarlarına hizmet etmekten kurtulamaz!.. Zira, kendi halklarının desteğini almamış olan iktidarlar, içeride ve dışarıda, karşı karşıya bulundukları güç sahipleri karşısında, ülkemizin ve milletimizin çıkarlarını koruyamazlar.   79 YILDA 1.186, SON 23 YILDA 400 BİN MADEN RUHSATI Osmanlı Devleti döneminde Avrupa ülkelerine verilmiş olan kapitülasyonlardan kurtulabilmek için Lozan’da nasıl mücadele edildiği bilindiği halde, AK Parti iktidarı döneminde batılı firmalara ve ülkelere verilmekte olan, örneğin maden ruhsatları gibi imtiyazlar ve tanınan ayrıcalıklar neyin nesidir? Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 yılından 2002 yılına kadar geçen 79 yılda, sadece 1.186 maden ruhsatı verilen Türkiye’de, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002’den bu güne kadar verilen maden ruhsatı sayısı 400 bine yaklaşıyor. Maalesef bu ruhsatların tamamına yakını, ya tümüyle yabancı ya da yabancılarla Türklerin (göstermelik) ortak oldukları şirketlere veriliyor! Bu şirketlerin, aldıkları bu ruhsatlarla ilgili olarak Türk Devletine karşı, kendi ülkelerinin ya da uluslararası hukuk mercilerini kullanacakları bilinmeyen bir şey midir? Bizim tarihimizde ve dünyada da bu tür konularla ilgili sayısız örnek vardır. AK Parti döneminde ruhsat verilen ve faaliyete geçen maden işletmelerinin çevreye ve ekolojiye verdikleri zararlar gözler önündeyken, bu konuda etkili önlemlerin de alınmıyor olması düşündürücü bir durumdur. Bunun en hazin ve bariz örneklerinden biri Kazdağları’ndaki altın madenidir. Çanakkale’nin Biga ve Yenice ilçeleri üzerinden Balıkesir’in Edremit ilçesine giden karayolundan inenlerin, orada yaşanan ekolojik faciayı görmemeleri mümkün değildir. Havasındaki oksijen oranı bakımından dünyanın en önemli bölgelerinden biri olan Kazdağları’nda büyük bir bölge, iktidar yandaşı bir şirketin (ve onun yabancı ortağının) çıkarları doğrultusunda mahvedilmiştir. Ortaya çıkacak ekolojik tahribat önemsenmeden adeta şehvetle verilmekte olan maden ruhsatlarına karşı, çevre dernekleri tarafından yerel halkın da desteği ile yapılan protesto gösterileri çok zayıf kalıyor ve maalesef yeterince etkili olamıyor. Bu konuda, fevkalade çetin uğraşlarla, zaman zaman elde edilen hukuki iptal kararları maalesef yeterince işe yaramıyor. Çünkü, ruhsatı alan firma (ve o ruhsatı veren kurum), bir şekilde o hukuki kararın ardından dolaşacak bir yöntemle ruhsatı yeniliyor ve yoluna devam ediyor. Bu konuda Balıkesir, en fazla risk altında olan illerin başında geliyor. Balıkesir’de, son 23 yılda kaç tane maden ruhsatı verildiği konusunda, 20 bini aşkın sayılarda pek çok farklı rivayet dolaşıyor, ama gerçeği bilen yok! Umarız, fazla zaman yitirilmeden, Balıkesir’deki ilgili resmi kurumlar, bu konuda halkımızı doğru bir şekilde bilgilendirirler.   HALK İÇİN ÇALIŞMAYANLAR, HALKIN DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYMAZ! Seçimden seçime aldığı oylar dışında, icraatlarında kamuoyu kanaatlerini önemsemeyen AK Parti’nin seçim başarılarını da, ciddi bir şekilde sorgulamak gerekiyor. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa Referandumu’nda “mühürsüz oylar”ın Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından geçerli sayılması, Erdoğan BM toplantıları için geçen Eylül ayında Amerika’ya gittiğinde, Beyaz Saray’da görüştüğü ABD Başkanı Trump’ın, kameralar önünde kendisini göstererek, “O, seçim hileleri konusunda herkesten daha bilgili. (He knows about rigged elections better than anybody.)” şeklindeki akıl almaz ifadesi, aynı günlerde, ABD Ankara Büyükelçisi Thomas J. Barrack’ın, New York’ta katıldığı bir panelde, “Başkan Trump Erdoğan’a meşruiyet verecek.” şeklinde konuşması vb. gibi örnekleri daha da çoğaltmak mümkün(*). Uzun sözün kısası, halkının desteğini arkasına almayan hiçbir lider, rakipleri ve muhatapları karşısında halkının çıkarlarını korumaz, koruyamaz! Bizim, millet olarak bu gerçeği görmemiz ve ona göre ortak bir siyasi tavır almamız gerekiyor. Ne var ki, toplumda doğal olarak ortaya çıkan muhalefet tepkilerini organize edecek ve o tepkilerin sesi olacak bir siyasetçi yok memlekette! _________________ (*) https://www.youtube.com/shorts/l_taQM0MV-0
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2025 -Pazartesi

HALKIN TEPKİSİZLİĞİNE NE DİYECEĞİZ?

Osmanlı Devleti döneminde, yapılan savaşlar hakkında halka bilgi verilmesi hiç düşünülmemiştir. O dönemde devlet, savaş öncesinde ve savaş sırasında halktan asker toplamak ve mali destek temin etmek amacı ile (ve tabii, “fetva” eşliğinde) sadece “bildirim” yapar, asker ve para toplardı. Kazanılan savaş olduğunda bu sadece devlet görevlileri tarafından bilinir, halka basit genel açıklamaların ötesinde bilgi verme gereği duyulmazdı. Maalesef, günümüzde de bu anlayış aynen devam etmekte; dahası, iktidar lehine abartılı pozitif açıklamalar yapılmaktadır. Durum böyle olunca halkın, gerçekte ne olup bittiğini anlaması mümkün olmuyor.

AK Parti iktidarı döneminde, milletimizin ve devletimizin geleceğini ilgilendiren stratejik konularda halka hiçbir zaman doğru ve yeterli bilgi verilmiyor! Yurtta ve dünyada olup bitenlerle ilgili olarak iktidar tarafından yapılan açıklamaları yalanlayan gerçekler ortaya çıktığında ise, bundan zerre-i miskal utanmıyorlar ve asla rahatsızlık duymuyorlar. Gelişmiş ülkelerde, 2,5 Euro’luk bir çikolatayı alırken devletin resmi kredi kartını kullandığı ortaya çıkan bakan anında istifa ediyor; ama bizde, ortalık skandallarla yıkılıyor, herkes koltuğunda kemal-i afiyetle oturmaya devam ediyor; adamlarda ne utanma, ne de sıkılma var?

 

İKTİDAR CENAHINDA UTANMA, HALKTA DA TEPKİ YOK!

“Mülakat” denen ahlaksızlıkla devlet kadrolarına sadece kendi adamlarını ve yandaşlarını atamaya devam ediyor, göstermelik kur’a çekimlerinde sergilenen sahtekarlıklar kameralara yansıyor, bu görüntüler internet mecralarında viral oluyor, ama adamların umurlarında değil. İşin çok daha vahim yanı ise, aktif muhalif karakterlerin az sayıdaki cılız sesleri dışında, halkın tüm bu rezillikleri kanıksaması ve hiçbir tepki göstermemesidir. Zaman zaman, Avrupa ülkelerinde çiftçilerin hükümetlerinin tarım politikalarını hedef alan son derece etkili protesto eylemleri ile ilgili haberler okuyoruz. Örneğin, 29 Ocak 2024 tarihinde çiftçilerin, 800’den fazla traktör ile Paris’i kuşattıklarını ve şehre giriş çıkışları bloke ettiklerini, ülkenin büyük bir bölümünde karayollarını kapattıklarını ve hükümete geri adım attırdıklarını tüm dünya görmüştü.

Ne yazık ki insanımız, hükümetlerin kendilerine ve ülkemize zarar vermekte olan politikalarına karşı etkili tepkiler ortaya koy(a)mamaktadır. Hükümetin icraatlarını eleştirmek sadece sözde muhalif siyasilere ve basına kalınca, o eleştiriler de, “zaten iktidar ağzıyla kuş tutsa bunlar yine de eleştirecek” diye düşünüldüğünden, halk tarafından kale alınmıyor!

CHP, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra, aylardır, ülkenin çeşitli il merkezlerinde mitingler düzenliyor; bu seri mitinglerin 76’ncısı, geçen 20 Aralık Cumartesi günü Edirne’de yapıldı. Bu mitinglerin halka ya da iktidara yönelik herhangi bir etkisinin olduğu söylenebilir mi? CHP’liler, bu mitinglerde adeta kendileri çalıp, kendileri oynuyorlar. Ülke gündeminde hiçbir şekilde yer bulamayan CHP mitinglerinin temasının ne olduğunu bilen var mı? Dolayısı ile iktidar da halk da, bu mitingleri pek umursamıyor! Bunun böyle olduğu son derece açık olduğu halde, CHP’nin bu mitingleri neden sürdürdüğü merak konusudur!

 

TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI ALANDA PRESTİJİ VE ETKİNLİĞİ

Uluslararası alanda Türkiye’nin prestijini ve etkinliğini yerle bir eden, Azerbaycan’dan gelen C-130 uçağımızın Gürcistan’da düşmesi, Ankara’ya, İzmit’e ve Manyas’a kadar gelen ve kendiliklerinden düşen (ve Rus yapımı olduğu söylenen) İHA’lar, geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’la birlikte Şam’a giden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın basın toplantısının, son derece kaba bir davranışla kesilmesi, Libya Genelkurmay Başkanı’nın uçağının, Esenboğa’dan kalkıştan hemen sonra şüpheli bir şekilde Haymana yakınlarında düşmesi vb. gibi olaylar yaşanıyor; muhalefet bu olaylarla yeterince ve olması gerektiği şekilde ilgilenmediği gibi, iktidar da kendisini asla sorumlu olarak görmüyor! İktidarın görev yetki sınırları içinde olan bu ve benzeri konuların sorumlusu kimlerse artık! Yapılan açıklamalar da hiçbir şekilde tatmin edici olmadığı gibi, çoğu zaman doğru da değil…

Ülkemiz için önem derecesi yüksek olan, örneğin “İsrail-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-Yunanistan ittifakı” gibi bir gelişmeyle ilgili olarak, hükümet cenahından yapılan açıklamaların, gerçeklerle neredeyse hiçbir alakası yok. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ve Ege Denizi’ndeki hareket alanını kısıtlayacağı son derece açık olan bu üçlü ittifaka karşı, iktidarın ne gibi bir önlem (ya da önlemler) alacağı konusunda herhangi bir fikri olan var mı ülkede?

İster içeride ister dışarıda olsun, icraatlarında ve politikalarında halkı arkasına almayan iktidarlar (ülkemizin ve halkımızın değil), içeride sadece kendi yandaşlarının çıkarlarına hizmet eder; dışarıda ise, emperyalistlerin çıkarlarına hizmet etmekten kurtulamaz!.. Zira, kendi halklarının desteğini almamış olan iktidarlar, içeride ve dışarıda, karşı karşıya bulundukları güç sahipleri karşısında, ülkemizin ve milletimizin çıkarlarını koruyamazlar.

 

79 YILDA 1.186, SON 23 YILDA 400 BİN MADEN RUHSATI

Osmanlı Devleti döneminde Avrupa ülkelerine verilmiş olan kapitülasyonlardan kurtulabilmek için Lozan’da nasıl mücadele edildiği bilindiği halde, AK Parti iktidarı döneminde batılı firmalara ve ülkelere verilmekte olan, örneğin maden ruhsatları gibi imtiyazlar ve tanınan ayrıcalıklar neyin nesidir? Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 yılından 2002 yılına kadar geçen 79 yılda, sadece 1.186 maden ruhsatı verilen Türkiye’de, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002’den bu güne kadar verilen maden ruhsatı sayısı 400 bine yaklaşıyor. Maalesef bu ruhsatların tamamına yakını, ya tümüyle yabancı ya da yabancılarla Türklerin (göstermelik) ortak oldukları şirketlere veriliyor! Bu şirketlerin, aldıkları bu ruhsatlarla ilgili olarak Türk Devletine karşı, kendi ülkelerinin ya da uluslararası hukuk mercilerini kullanacakları bilinmeyen bir şey midir? Bizim tarihimizde ve dünyada da bu tür konularla ilgili sayısız örnek vardır.

AK Parti döneminde ruhsat verilen ve faaliyete geçen maden işletmelerinin çevreye ve ekolojiye verdikleri zararlar gözler önündeyken, bu konuda etkili önlemlerin de alınmıyor olması düşündürücü bir durumdur. Bunun en hazin ve bariz örneklerinden biri Kazdağları’ndaki altın madenidir. Çanakkale’nin Biga ve Yenice ilçeleri üzerinden Balıkesir’in Edremit ilçesine giden karayolundan inenlerin, orada yaşanan ekolojik faciayı görmemeleri mümkün değildir. Havasındaki oksijen oranı bakımından dünyanın en önemli bölgelerinden biri olan Kazdağları’nda büyük bir bölge, iktidar yandaşı bir şirketin (ve onun yabancı ortağının) çıkarları doğrultusunda mahvedilmiştir.

Ortaya çıkacak ekolojik tahribat önemsenmeden adeta şehvetle verilmekte olan maden ruhsatlarına karşı, çevre dernekleri tarafından yerel halkın da desteği ile yapılan protesto gösterileri çok zayıf kalıyor ve maalesef yeterince etkili olamıyor. Bu konuda, fevkalade çetin uğraşlarla, zaman zaman elde edilen hukuki iptal kararları maalesef yeterince işe yaramıyor. Çünkü, ruhsatı alan firma (ve o ruhsatı veren kurum), bir şekilde o hukuki kararın ardından dolaşacak bir yöntemle ruhsatı yeniliyor ve yoluna devam ediyor.

Bu konuda Balıkesir, en fazla risk altında olan illerin başında geliyor. Balıkesir’de, son 23 yılda kaç tane maden ruhsatı verildiği konusunda, 20 bini aşkın sayılarda pek çok farklı rivayet dolaşıyor, ama gerçeği bilen yok! Umarız, fazla zaman yitirilmeden, Balıkesir’deki ilgili resmi kurumlar, bu konuda halkımızı doğru bir şekilde bilgilendirirler.

 

HALK İÇİN ÇALIŞMAYANLAR, HALKIN DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYMAZ!

Seçimden seçime aldığı oylar dışında, icraatlarında kamuoyu kanaatlerini önemsemeyen AK Parti’nin seçim başarılarını da, ciddi bir şekilde sorgulamak gerekiyor. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa Referandumu’nda “mühürsüz oylar”ın Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından geçerli sayılması, Erdoğan BM toplantıları için geçen Eylül ayında Amerika’ya gittiğinde, Beyaz Saray’da görüştüğü ABD Başkanı Trump’ın, kameralar önünde kendisini göstererek, “O, seçim hileleri konusunda herkesten daha bilgili. (He knows about rigged elections better than anybody.)” şeklindeki akıl almaz ifadesi, aynı günlerde, ABD Ankara Büyükelçisi Thomas J. Barrack’ın, New York’ta katıldığı bir panelde, “Başkan Trump Erdoğan’a meşruiyet verecek.” şeklinde konuşması vb. gibi örnekleri daha da çoğaltmak mümkün(*).

Uzun sözün kısası, halkının desteğini arkasına almayan hiçbir lider, rakipleri ve muhatapları karşısında halkının çıkarlarını korumaz, koruyamaz! Bizim, millet olarak bu gerçeği görmemiz ve ona göre ortak bir siyasi tavır almamız gerekiyor. Ne var ki, toplumda doğal olarak ortaya çıkan muhalefet tepkilerini organize edecek ve o tepkilerin sesi olacak bir siyasetçi yok memlekette!

_________________

(*) https://www.youtube.com/shorts/l_taQM0MV-0

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve balikesirartihaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.